Türk Hematoloji Derneği ile Amerikan Hematoloji Derneği iş birliğinde İstanbul’da düzenlenen “2026 Highlights of ASH” Kongresi’nde, hemoglobinopatilerde gen tedavisi, CAR-T hücre tedavileri, kök hücre nakli ve yapay zekânın hematolojideki rolü masaya yatırıldı. MENA bölgesinden çok sayıda uzmanı bir araya getiren kongrede, Türkiye’nin modern hematolojik tedavilere erişimdeki konumu ve kök hücre naklindeki avantajları da vurgulandı.
Akdeniz, Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) bölgesinden çok sayıda çocuk ve erişkin hematoloji uzmanını bir araya getiren kongrede, hemoglobinopatilerde gen tedavileri, hücresel tedaviler, CAR-T uygulamaları, kök hücre nakli ve yapay zekânın hematolojideki rolü başlıkları öne çıktı.
Dünyanın farklı ülkelerinden alanında önde gelen bilim insanlarının yoğun katılımıyla yapılan kongrede, Aralık 2025’te ABD’nin Orlando kentinde düzenlenen ASH Kongresi’nde sunulan bilimsel veriler bölge hekimleriyle paylaşıldı.
HEMOGLOBİNOPATİLER, HÜCRESEL TEDAVİLER VE CAR-T UYGULAMALARI GÜNDEMDEYDİ

Kongrenin ilk gününde ele alınan hemoglobinopatiler başlığı kapsamında, talasemi ve orak hücreli anemiye yönelik güncel gelişmeler değerlendirildi. Kongrede talasemiye ayrılan özel oturumda Türkiye’nin uygulamaları da ele alındı.
Kongrenin hücresel tedaviler, CAR-T uygulamaları ve transplantasyon başlıklarının ele alındığı oturumlarında, lösemi, lenfoma ve multipl miyelom alanındaki yenilikler değerlendirildi.
Kongrenin son gününde de yapay zekânın hematolojideki rolü ele alındı.
“TÜRK HEMATOLOJİSİNİN ULUSLARARASI ALANDA GÖRÜNÜRLÜĞÜ ARTIYOR”
THD Başkanı Prof. Dr. Özgür Mehtap, kongrenin dünyadaki güncel gelişmelerin bölge hekimleriyle eş zamanlı paylaşılması açısından büyük önem taşıdığını söyledi.
Mehtap, bu tür kongrelerin hem Türkiye hematolojisine katkı sağlaması hem de Türk hematolojisinin uluslararası alanda görünürlüğünün artırılması açısından önemli olduğuna vurgu yaparak, “Türkiye’nin bu organizasyonda öncü ülkelerden biri olması ve Türk Hematoloji Derneği ile birlikte yer alması da ayrıca büyük bir değer taşıyor.” dedi.
Türkiye’de modern hematolojik tedavilere erişimin mümkün olduğunu belirten Mehtap, özellikle multipl miyelom alanında hedefe yönelik akıllı tedavilerin klinik kullanıma girdiğini ifade etti.
CAR-T olarak adlandırılan, hastanın T hücrelerinin tümöre karşı genetik olarak eğitilerek geri verilmesi esasına dayanan tedavi yönteminin ise kademeli olarak Türkiye’ye geldiğini aktaran Mehtap, Sağlık Bakanlığının bu konuda yürüttüğü çalışmalar sayesinde birkaç yıl içinde CAR-T uygulamalarının Türkiye’de de yaygınlaşmasının beklendiğini kaydetti.
“HEDEFİMİZ, TEDAVİLERİ DAHA BASİT, DAHA ERİŞİLEBİLİR VE DAHA YAYGIN HALE GETİRMEK”
ASH Başkanı ve Stanford Üniversitesi Tıp Profesörü Robert Negrin, hematoloji alanında hücresel tedaviler ve kök hücre naklinde kaydedilen ilerlemelerin hasta sonuçlarını belirgin şekilde iyileştirdiğini belirterek, bu alandaki gelişmelerin daha da hızlanacağını söyledi.
Kök hücre naklinin etkili ancak riskli bir tedavi yöntemi olduğuna işaret eden Negrin, “Bu riski azaltmaya yönelik yeni yaklaşımlar geliştiriliyor. Transplantasyondaki bir diğer önemli ilerleme ise farklı donör tiplerini kullanabilme kapasitemizin artmasıdır. Bu da pratikte, nakilden fayda görebilecek neredeyse tüm hastaların gerçekten nakil olabilmesi anlamına geliyor. Bu, çok önemli bir kazanım.” diye konuştu.
Negrin, CAR-T hücre tedavilerinin lösemi, lenfoma ve multipl miyelomda önemli bir yer edindiğini belirterek, bugünkü temel hedeflerinin bu tedavileri daha basit, daha erişilebilir ve daha yaygın hale getirmek olduğunu söyledi.
“TÜRKİYE KÖK HÜCRE NAKLİ AÇISINDAN AVANTAJLI”
THD üyesi Prof. Dr. Şule Cangül Ünal, bu yılki kongrenin çocuk hematolojisi açısından da özel bir önem taşıdığını belirterek, gen tedavisine ilişkin sonuçların ilk kez 12 yaş altını da kapsayacak şekilde 5-11 yaş grubuna ait yeni pediatrik verilerle sunulduğunu ifade etti.
Ünal, gen tedavisinin özellikle transfüzyona bağımlı talasemi ve orak hücreli anemi hastaları için önemli bir seçenek haline geldiğini ifade ederek, 2022-2024 döneminde iki farklı gen tedavisinin FDA onayı aldığını hatırlattı.
Dünyada bu tedavilere erişebilen hasta sayısının halen sınırlı olduğuna işaret eden Ünal, Türkiye’nin kök hücre nakli açısından önemli bir avantaja sahip olduğunu belirtti.
Ünal, tam uyumlu kardeş vericisinin bulunabilmesinin büyük bir avantaj olduğunun altını çizerek, mevcut uygulamada gen tedavisinin ön koşullarını ve Türkiye’deki nakil sonuçlarını aktardı.
Talasemi ve orak hücre hastalığının Türkiye’nin de içinde bulunduğu bölgede sık görülen hastalıklar olduğunu kaydeden Ünal, Türkiye’nin bu alandaki uygulamalarının uluslararası alanda olumlu geri bildirimler aldığını söyledi.
Ünal, Türkiye’de talasemiye yönelik önleme programının 1993’te yürürlüğe girdiğini, evlilik öncesi taramaların yaygınlaştırıldığını ve preimplantasyon genetik tanı uygulamalarının geri ödeme kapsamına alındığını hatırlatarak, hem tedavi hem de önleme açısından güçlü bir ulusal sistemin bulunduğunu ifade etti.



Comment here
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.