FARKINDALIKSAĞLIKTOPLUM SAĞLIĞI

Astım bulaşıcı bir enfeksiyon değildir!

TÜSAD Astım ve Alerji Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Zeynep Ferhan Özşeker, astımda aşının önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Astım belirtileri kontrol altında olan alerjik astımlı hastalarda; alerjik olunan maddeye karşı yapılan aşılar da tedavi de oldukça etkilidir. Astım hastalarının yıllık grip aşılarını olmaları, özellikle ağır astımlı hastalara zatürre aşısı yapılması önerilir. Astımlılara aşı sıraları geldiğinde mutlaka Covid-19 aşılarını olmalarını da öneriyoruz.”
Solunum Derneği TÜSAD, öksüren ya da hapşıran birine hasta gözüyle bakıldığı bu dönemde astım hakkında doğru bilinen yanlışlara dikkat çekti. Dünya Astım Günü nedeniyle bir açıklama yapan TÜSAD hekimleri, astımın bulaşıcı bir enfeksiyon olmadığını, tedavi edilebilen ve kontrol altına alınabilen bir hastalık olduğunu belirtti.

Dünya Astım İnisiyatif Organizasyonu (GINA) tarafından astımla ilgili toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla her yıl Mayıs ayında düzenlenen Dünya Astım Günü’nün bu yılki teması “Astımla ilgili yanlış kanıları ortaya çıkarmak” olarak belirlendi. Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği (TÜSAD) da, Dünya Astım Günü nedeniyle yaptığı açıklamada, astım hakkında doğru olarak kabul edilen yanlışlar hakkında bilgi verdi. Tüm dünyayı etkisi altına alan pandemi nedeniyle her öksüren ya da hapşırana Covid-19 şüphesi ile yaklaşılırken, TÜSAD astımın bulaşıcı bir enfeksiyon olmadığına dikkat çekti.

TEDAVİ İLE HAYAT NORMALLEŞİR

TÜSAD Astım ve Alerji Çalışma Grubu tarafından yapılan açıklamada, astımın hava yollarının kronik, mikrobik olmayan inflamasyonu ile oluşan tıkayıcı bir hastalık olduğu belirtildi ve şu bilgiler verildi: “Nefes darlığı, hırıltı, hışıltı, göğüste baskı hissi,öksürük, gece nefes darlığı ile uyanma gibi şikayetlerin biri ya da bir kaçının bir arada hissedildiği durumda astımdan şüphelenmek gerekir ve doktora başvurulmalıdır. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tahminine göre; dünyada 339 milyon kişi astımlı olduğu ve 2016 yılı verilerine göre 417 bin 918 kişinin astım nedeniyle hayatını kaybettiği belirtiliyor. Ancak astım tedavi edilebilen ve kontrol altına alınabilen bir hastalıktır. Astımlı hastalar, doktorları tarafından önerilen tedavileri doğru kullanmak ve düzenli kontrollerine gitmek sureti ile tamamen normal bir hayat yaşayabilir.”

DOĞRU SANILAN YANLIŞLAR

GINA’nın hedefi doğrultusunda, TÜSAD açıklamasında yanlış bilinen kanılar ve doğrular şöyle sıralandı:

  • YANLIŞ: Astım bir çocukluk çağı hastalığıdır; zamanla kaybolur.
    DOĞRU: Astım çocuk, genç, erişkin, yaşlı her yaşta ortaya çıkabilir.
  • YANLIŞ: Astım bulaşıcı bir enfeksiyondur.
    DOĞRU: Astım bulaşıcı bir enfeksiyon değildir. Genetik ve çevresel etkiler ortaya çıkmasına neden olur. Viral enfeksiyonlar astım ataklarına neden olabilir. Çocuklarda alerjik astım daha yaygınken erişkin yaşta ortaya çıkan astım daha az alerjiktir.
  • YANLIŞ: Astımlılar egzersiz yapmamalıdır.
    DOĞRU: Astım hastaları ilaçlarını doğru kullanıyorlarsa ve astımları kontrol altındaysa sağlıklı kişiler gibi egzersiz ve spor yapabilirler.
  • YANLIŞ: Astım sadece yüksek doz kortizonla kontrol edilebilir.
    DOĞRU:  Astım genellikle düşük doz inhaler steroidlerle kontrol altına alınabilir. Orta ya da yüksek doz inhaler steroid kullanan hastalar düzenli kontrollerine giderek astım kontrollerini yaptırmalı, ilaç dozunun düşürülüp düşürülmeyeceğine doktorları ile birlikte karar verilmelidir.
  • YANLIŞ: Astım zamanla KOAH olur.
    DOĞRU: Astım ve KOAH farklı etkenlerle ortaya çıkar. KOAH genel olarak sigaraya bağlı olarak gelişirken, astım genetik ve çevresel etkenlerle ortaya çıkar. Astım hastaları zamanında teşhis edilip doğru tedavi edilmezlerse hava yollarında geriye dönüşü olamayan değişiklikler meydana gelir.
  • YANLIŞ: Astımlı çocuklarda yaşıtlarına göre gelişme geriliği olur.
    DOĞRU: Astımlı çocuklar büyüme ve gelişme açısından geri değildirler. Ancak erken tanı konup tedavi edilmeyen çocuklar sık atak geçirip yoğun sisteik kortizon kullandıkları durumda bir miktar gelişme geriliği olabilir. Erken tanı ve tedavi astımda oldukça önemlidir. 
MASKE DOĞRU KULLANILMALI

Maske, mesafe, el temizliği ve aşılanmanın öneminin belirtildiği açıklamada, şu hatırlatmalar da yapıldı: “Pandemi döneminde astım ilaçlarının doğru ve düzenli kullanılması atakları önlemek ve sistemik steroid kullanımını azaltmak açısından önemlidir. Maskenin doğru kullanımı sayesinde hem viral enfeksiyonlara yakalanma riski azalacak hem çevresel tahriş edici faktörlere hem de alerjenlere temas azalacağından astım kontrolüne ve atakların önlenmesine yardımcı olacaktır.”

ASTIMDA AŞILAR ÖNEMLİ

TÜSAD Astım ve Alerji Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Zeynep Ferhan Özşeker ise, astımda aşının önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Astım belirtileri kontrol altında olan alerjik astımlı hastalarda; alerjik olunan maddeye karşı yapılan aşılar da tedavi de oldukça etkilidir. Astım hastalarının yıllık grip aşılarını olmaları, özellikle ağır astımlı hastalara zatürre aşısı yapılması önerilir. Astımlılara aşı sıraları geldiğinde mutlaka Covid-19 aşılarını olmalarını da öneriyoruz.”

TÜSAD Hakkında

Göğüs hastalıkları alanında ülkemizin ilk bilimsel meslek kuruluşu olarak 22 Haziran 1970 yılında İstanbul’da kurulan Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği (TÜSAD), halen Türkiye genelindeki 4.500’ün üzerindeki üyeleri ile “halkın akciğer sağlığını korumak” amacı doğrultusunda çalışmalarını sürdürüyor. Toplumsal ve mesleki eğitimi, araştırmaları destekleyerek halk sağlığının korunmasına yönelik faaliyetler yürüten TÜSAD, “Tükenmeyen bir nefesle” sloganı ile 50 yıllık geçmişinde 42 ulusal kongre, sayısız bilimsel toplantı, sempozyum, iki dünya kongresi ile bilinçlendirme ve farkındalık projelerine imza attı.

Yorum yaz