Genus Pharma Medikal Direktörü Uzm. Dr. Orkan Karaca Fikir Liderleri Dergisi’nde yazdı: “Onkolojide Besin Takviyelerinin Yeri!”
“Besin takviyeleri, onkoloji pratiğinde hastaların sık başvurduğu ve hekimin de mutlaka sorgulaması gereken bir konudur.”
Onkoloji
Besin Takviyeleri
Uzm. Dr. Orkan Karaca
Genus Pharma Medikal Direktörü
Son beş yılda yapılan meta-analizler bazı besin takviyelerinin belirli yararlar sağlayabileceğini ortaya koymakla birlikte birçoğunun beklenen mucizevi etkileri göstermediğini veya kontrollü çalışmalarda tutarlı sonuç vermediğini de açıkça göstermektedir.
Kanser tanısı alan hastaların önemli bir bölümü tedaviye destek veya kanserden korunma amacıyla çeşitli besin takviyeleri kullanmaktadır. Araştırmalar, kanser hastalarının %20 ila %90’ının herhangi bir dönemde bir besin takviyesi kullandığını göstermektedir. Özellikle meme, prostat, kolorektal ve akciğer gibi sık görülen kanser türlerinde, vitaminler, mineraller, bitkisel ürünler ve probiyotikler gibi takviyelerin kullanımı yaygındır.
Son 5 yılda besin takviyelerinin onkolojik etkilerine dair yayın sayısı %240 artmıştır. Besin takviyeleri, onkoloji pratiğinde hastaların sık başvurduğu ve hekimin de mutlaka sorgulaması gereken bir konudur. Son beş yılda yapılan meta-analizler bazı besin takviyelerinin belirli yararlar sağlayabileceğini ortaya koymakla birlikte birçoğunun beklenen mucizevi etkileri göstermediğini veya kontrollü çalışmalarda tutarlı sonuç vermediğini de açıkça göstermektedir.
D VİTAMİNİ
D vitamini takviyesinin kanser üzerindeki etkisi son yıllarda yoğun şekilde araştırılmıştır. Güncel meta-analizler, D vitamini takviyesinin genel kanser insidansını anlamlı ölçüde azaltmadığını ancak kanserden ölüm riskini az da olsa düşürebildiğini göstermektedir. 2022 yılında yayımlanan bir meta-analizde D vitamini desteğinin plaseboya kıyasla toplam kanser görülme sıklığını etkilemezken toplam kanser mortalitesini yaklaşık %12 oranında azalttığı ve D vitamini desteğinin özellikle kanser hastalarının sağ kalımında mütevazı bir iyileşme sağlayabileceği gösterilmiştir. D vitamini genellikle güvenle kullanılan bir vitamindir; eksikliği sık görüldüğü için kanser hastalarında da düzeylerin izlenmesi önerilir. Tedavi edici dozlarda D vitamini toksisitesi nadir olsa da aşırı alım hiperkalsemi ve böbrek fonksiyon bozukluğu gibi istenmeyen etkilere yol açabilir.
İlaç etkileşimleri açısından, D vitamini bazı kemoterapi ilaçlarıyla anlamlı bir etkileşime girmez ancak yüksek dozlarda kullanımı kalsiyum düzeylerini değiştirebileceğinden bifosfonatlar veya kalsiyum preparatları ile birlikte kullanılırken dikkatli olunmalıdır. Sonuç olarak, D vitamini takviyesi kanserden korunma açısından genel popülasyonda belirgin bir fayda göstermemiş olsa da özellikle düşük D vitamini düzeyi olan hastalarda takviye yapılması önerilmektedir.
C VİTAMİNİ
C vitamini, güçlü antioksidan özellikleri nedeniyle kanser alanında hem koruyucu bir ajan hem de destekleyici tedavi unsuru olarak incelenmiştir. Epidemiyolojik çalışmalar C vitamininden zengin beslenmenin bazı kanser türleri riskini azaltabileceğini öne sürse de C vitamini takviyelerinin kanser insidansını düşürdüğüne dair ikna edici kanıt bulunmamaktadır. Yüksek doz C vitamini (özellikle intravenöz uygulama) bazı küçük klinik çalışmalarda kanser hastalarında tümör yanıtını veya yaşam kalitesini iyileştirme potansiyeli ile gündeme gelmiştir.
Son meta analizler, tek başına yüksek doz oral veya intravenöz C vitamini uygulamasının genel sağkalım üzerinde anlamlı bir değişiklik yaratmadığını göstermiştir. Bununla birlikte, C vitamininin kemoterapi veya radyoterapiyle kombine yüksek dozda uygulanmasının güvenli olduğu ve bazı olgularda 5 yıla kadar hastalığın stabil seyrettiği bildirilmiştir.
Doğru endikasyonda ve bilinçli kullanıldığında besin takviyeleri kanser hastalarının bakımına katkı sağlayabilir ancak bunlar hiçbir zaman kanıtlanmış tedavilerin yerine geçmemeli aksine tamamlayıcı bir rol oynamalıdır.
B GRUBU VİTAMİNLERİ
B grubu vitaminleri, hücre metabolizması ve DNA sentezindeki rollerinden ötürü kanser sürecinde geniş olarak araştırılmıştır. Özellikle folik asit takviyesinin kanser riskine etkisi çift yönlü bir ilgi alanıdır; folat eksikliği DNA hasarına yatkınlık yaratabileceği için kanser riskini artırabilir ancak fazla folat alımı da hızla çoğalan kanser hücrelerini besleyebilir. Son yıllarda yapılan geniş kapsamlı analizler, folik asit takviyesinin genel kanser insidansı üzerinde belirgin bir etkisi olmadığını göstermiştir.
Yüksek doz folik asit kullananlarla kullanmayanlar arasında toplam kanser riski açısından istatistiksel bir fark saptanmamıştır. Folik asit takviyesinin ne belirgin bir koruyucu etkisi ne de bariz bir zararlı etkisi gösterilememiştir.
ZERDEÇAL
Zerdeçal (Curcuma longa) kökünden elde edilen kurkumin, antiinflamatuvar ve antioksidan etkileriyle bilinen bir bileşiktir ve kanserde destek amaçlı en popüler bitkisel takviyelerden biridir. Preklinik çalışmalar kurkuminin tümör hücre proliferasyonunu azaltabileceğini ve çeşitli moleküler yolakları hedef alabileceğini gösterse de klinik etkinliği sınırlı biyoyararlanımı nedeniyle tartışmalıdır. Yine de son yıllarda kurkuminin özellikle kanser tedavisinin yan etkilerini azaltma potansiyeli araştırmalara konu olmuştur. Özellikle baş ve boyun kanserli hastalarda radyoterapi ve/veya kemoterapiye bağlı gelişen oral mukozit üzerine yapılan çalışmalarda kurkumin kullanan gruplarda belirgin faydalar bildirmiştir. Kurkumin genellikle güvenli kabul edilir; bildirilen en sık yan etkiler gastrointestinal rahatsızlık ve hafif ishaldir. Ancak yüksek doz kurkumin, antikoagülan etkileri potansiyelize edebileceği için varfarin veya benzeri kan sulandırıcı kullanan hastalarda dikkatli olunmalıdır. Kurkuminin doğrudan tümör yanıtını veya sağkalımı iyileştirdiğine dair kanıtlar bugün için yetersizdir. Ancak destekleyici tedaviye katkı sunarak, örneğin ağız mukoziti ve iltihabi yan etkileri azaltarak hastanın tedaviye devam edebilmesini kolaylaştırdığı düşünülebilir.
PROBİYOTİKLER
Probiyotikler, bağırsak florasını dengeleyen faydalı mikroorganizmaları (genellikle lactobacillus, bifidobacterium türleri gibi) içeren takviyelerdir. Son yıllarda mikrobiyotanın hem kanser gelişimi hem de kanser tedavisinin yan etkileri üzerindeki etkileri yoğun bir araştırma konusu olmuştur.
Probiyotik takviyesi, özellikle sindirim sistemi ile ilişkili yan etkilerin yönetiminde ve bağışıklık fonksiyonlarının desteklenmesinde kanser hastalarında kullanılmaktadır. Kemoterapi ve radyoterapiye bağlı diyare ve oral mukozit gibi yan etkilerin azaltılmasında probiyotiklerin etkinliği üzerine çok sayıda çalışma yapılmıştır ve probiyotik alan hastalarda şiddetli oral mukozit riskinin anlamlı derecede azaldığı gösterilmiştir. Bu fayda, özellikle çoklu bakteri türü içeren probiyotik kombinasyonlarında tekli suşlara göre daha belirgin bulunmuştur. Probiyotiklerin klinik sonuçlara etkisi, yan etkileri azaltarak tedavi sürekliliğini sağlamak, enfeksiyon oranlarını düşürmek gibi dolaylı yollardan olmaktadır.
MELATONİN
Melatonin, epifiz bezinden salgılanan ve sirkadiyen ritmi düzenleyen bir hormondur; besin takviyesi şeklinde sentetik olarak üretilip kullanılmaktadır. Kanserde melatonin kullanımı iki ana amaca yöneliktir; birincisi, kanser hastalarında sık görülen uyku bozukluklarını ve uykusuzluğu gidermek ikincisi ise melatoninin olası anti-kanser etkilerinden yararlanmaktır.
Melatonin güçlü bir antioksidan ve immünmodülatördür bu nedenle çalışmalarda tümör büyümesini baskılayabildiği gösterilmiştir. Kemoterapi ile birlikte günlük yüksek doz (genellikle 20 mg) melatonin alan metastatik kanser hastalarında bir yıllık sağkalım oranları plaseboya kıyasla daha iyi bulunmuştur. Daha somut bir durum, melatoninin uyku kalitesi üzerindeki etkisidir. Kanser tanısı alan veya tedavi gören hastalarda uyku bozuklukları yaygındır ve melatonin takviyesi bu sorunda etkin bir çözüm sağlamaktadır. Kanserli bireylerde melatonin kullanımının uyku kalitesini iyileştirdiği, uykuya dalma süresini kısalttığı ve genel insomnia skorlarını düşürdüğü ortaya konmuştur.
Sonuç olarak kanser hastalarında gıda takviyesi kullanımında takviyenin kanıta dayalı yarar/risk profili dikkatlice değerlendirilmelidir. Takviyelerin etkileri kanser türüne, hastanın genel durumuna ve kullanılan dozlara göre değişkenlik gösterebilir. En önemlisi, hekimler hastalarıyla açık bir iletişim kurarak kullanılan takviyeleri bilmeli, olası etkileşimleri göz önüne almalı ve kanıtlara dayalı önerilerde bulunmalıdır. Doğru endikasyonda ve bilinçli kullanıldığında besin takviyeleri kanser hastalarının bakımına katkı sağlayabilir ancak bunlar hiçbir zaman kanıtlanmış tedavilerin yerine geçmemeli aksine tamamlayıcı bir rol oynamalıdır. Bilimsel veriler gelişmeye devam ettikçe klinik uygulamada hangi takviyelerin gerçekten yararlı olduğu daha net anlaşılacaktır. Bu süreçte hastaların kanıta dayalı bilgilenmeleri ve hekim tavsiyesi olmadan takviye kullanmamaları en güvenli ve etkin yaklaşım olacaktır. ⭐️
Referanslar:
1. Roy S, et al. Epigenetics. 2025 Dec;20(1):2491316. 2. Gutsche LC, et al. Eur J Clin Pharmacol. 2025 Jan;81(1):1-33. 3. Vegrim HM, et al. Epilepsia. 2025 Jan;66(1):75-88. 4. Yang B, et al. BMC Oral Health. 2024 Sep 29;24(1):1159. 5. Nimee F,et al. Cancers (Basel). 2024 Feb 16;16(4):802. 6. Guo Z, et al. Crit Rev Food Sci Nutr. 2023;63(26):8428-8442. 7. Mohseni S, et al. Daru. 2022 Dec;30(2):427-441. 8. Talib WH, et al. Molecules. 2021 Apr 25;26(9):2506.






Comment here
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.