AstraZeneca Türkiye, Türk Nefroloji Derneği ve Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu (AHEF), kronik böbrek hastalığının sinsi ilerleyişine dur demek için ‘Sağlıklı Böbrek, Sağlıklı Hayat’ projesini başlattı. Küresel ölçekte her 10 kişiden birini etkileyen bu hastalıkta erken teşhisin önemine dikkat çeken kampanyanın moderatörlüğünü, kendi ailesindeki nakil sürecini paylaşan Tülin Şahin üstlendi. Proje, basit kan ve idrar testleriyle böbrek sağlığını korumanın ve 2040 yılında en sık 5. ölüm nedeni olması beklenen bu tabloyu değiştirmenin mümkün olduğunu vurguluyor.
Dünya genelinde ve ülkemizde hızla yayılan kronik böbrek hastalığına dikkat çekmek amacıyla, AstraZeneca Türkiye, Türk Nefroloji Derneği ve Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu iş birliğiyle “Sağlıklı Böbrek, Sağlıklı Hayat” farkındalık kampanyası hayata geçirildi. 12 Mart Dünya Böbrek Günü kapsamında tanıtılan proje; sinsi ilerleyen bu hastalığa karşı erken tanının ve düzenli sağlık kontrollerinin hayati önemini vurguluyor. Toplantıda annesinin böbrek tümörü sonrası başlayan diyaliz ve nakil sürecini anlatan Tülin Şahin ile çok genç yaşında kronik böbrek hastalığı tanısı alarak annesinin bağışıyla nakil olan Duygu Bayındır samimi hikâyelerini paylaştı.

Küresel ölçekte her 10 kişiden 1’ini etkileyen[1] kronik böbrek hastalığı (KBH), erken evrelerde belirti vermeden ilerlemesi nedeniyle çoğu zaman geç fark ediliyor. Oysa hastalık, yalnızca bireylerin yaşam kalitesini değil; ailelerini ve sağlık sistemlerini de derinden etkileyen önemli bir halk sağlığı sorunu. Araştırmalara göre dünya nüfusunun yüzde 10’undan fazlasını etkileyen bu hastalığın 2040 yılına kadar dünya genelinde en sık ölüm nedenleri arasında beşinci sırada olması bekleniyor.[2] Türkiye’de de her 7 yetişkinden biri kronik böbrek hastalığı ile mücadele ediyor.[3]
Bu çarpıcı tabloya dikkat çekmek amacıyla 12 Mart Dünya Böbrek Günü kapsamında AstraZeneca Türkiye, Türk Nefroloji Derneği ve Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu iş birliğiyle önemli bir farkındalık projesi hayata geçirildi ve “Sağlıklı Böbrek, Sağlıklı Hayat” isimli video serisinin tanıtımı yapıldı. Model Tülin Şahin’in moderatörlüğünde gerçekleşen toplantıda; kronik böbrek hastalığı hekim, hasta ve hasta yakını perspektifinden ele alındı. Açılış konuşmasını AstraZeneca Türkiye Ülke Başkanı Dr. Münevver Gönenç’in yaptığı toplantıda Türk Nefroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Aydın Türkmen ve Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu Başkanı Dr. Taner Balbay yaptıkları çalışmalar ve hastalıkla ilgili önemli bilgileri aktardı. Bir hasta yakını olan Tülin Şahin ve kronik böbrek hastası Duygu Bayındır’ın yaşadıkları deneyimleri paylaştığı toplantı, duygusal anlara da sahne oldu.
Toplantıda tanıtımı yapılan, toplam dört bölümden oluşan, “Sağlıklı Böbrek, Sağlıklı Hayat” video serisinin ilk videosu da yayımlandı. Serinin tamamı ilerleyen günlerde YouTube’daki AstraZeneca Türkiye kanalı üzerinden yayımlanacak. Videolarda hekim görüşlerinin yanı sıra hasta ve hasta yakınlarının gerçek yaşam deneyimlerine yer veriliyor. Böylelikle hastalığın erken tanı ile kontrol altına alınabileceğine dair farkındalığı artırmak ve toplumda düzenli sağlık kontrolü alışkanlığını güçlendirmek hedefleniyor.
“Düzenli kontrollerle sağlıklı bir geleceğin mümkün olduğu mesajını yaymak istiyoruz”
AstraZeneca Türkiye Ülke Başkanı Dr. Münevver Gönenç, toplantıda yaptığı açılış konuşmasında sağlık alanında kalıcı değer yaratmanın yalnızca yenilikçi tedavileri sunmakla sınırlı olmadığını, farkındalık ve erken tanı çalışmalarıyla bu hastalıkla mücadelede çok daha önemli ilerlemelerin kaydedilebileceğini vurguladı. Gönenç, bu nedenle AstraZeneca’nın bilimin sınırlarını zorlayan bilimsel çalışmalarını kapsayıcılık ve toplumsal etki projeleri ile birleştirdiğini belirterek, “Bilimin bugün imkânsız gibi görünenleri gelecekte mümkün hale getirebileceğine olan inancımızla, toplum sağlığına katkıda bulunmayı en büyük önceliğimiz olarak görüyoruz. Kronik böbrek hastalığı gibi bireylerin yanı sıra aileleri de dahil olmak üzere toplumun geniş bir kesimini etkileyen ve sağlık sistemi üzerinde büyük yük oluşturan bu hastalığa dair farkındalık yaratmak da sosyal sorumluluk anlayışımızın temel bir parçası. Bu proje ile erken tanı ve düzenli kontrollerle sağlıklı bir geleceğin mümkün olduğu mesajını tüm Türkiye’ye yaymak istiyoruz.” dedi.
“Belirtiler başladığında hastalık çoktan ilerlemiş olabiliyor”
Türk Nefroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Aydın Türkmen ise kronik böbrek hastalığının üç aydan uzun süren kalıcı böbrek fonksiyon bozukluğu olarak tanımlandığını ve Türkiye’de yaklaşık 9-10 milyon kişiyi[1]etkilediğini belirttiği konuşmasında şu bilgileri paylaştı: “Böbrekler, vücudumuzdaki zararlı maddelerin atılmasını sağlayan hayati organlarımızdır ve fonksiyonlarını kaybetmeleri yaşamı derinden etkiler. Hastalık sinsi ilerlediği için pek çok kişi durumun farkında olmuyor; ancak halsizlik ve iştahsızlık gibi belirtiler başladığında hastalık çoktan ilerlemiş olabiliyor. Özellikle diyabet ve hipertansiyon hastaları ile 60 yaş üzerindeki bireylerin düzenli kontrol yaptırması büyük önem taşıyor. Erken tanı konulduğunda hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak mümkün. Bu nedenle farkındalık çalışmaları yapmak ve erken tanının önemine dair mesajları geniş kitlelere ulaştırmak oldukça önemli.”
“Basit kan ve idrar testleri böbrek sağlığı açısından önemli veriler sağlar”
Konuşmasında aile hekimlerinin kronik hastalıkların erken tespiti ve takibindeki kilit rolüne dikkat çeken Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu Başkanı Dr. Taner Balbay da “Türkiye genelindeki 30 bin aile hekimimiz, hastaların sağlık sistemiyle ilk temas noktası. Her aile hekimi ortalama 3 bin hastaya hizmet vererek koruyucu sağlık hizmetlerinin temelini oluşturuyor. KBH gibi ilerleyici hastalıkların erken teşhisi için vatandaşlarımızın yılda en az bir kez aile sağlığı merkezlerine giderek basit kan ve idrar testlerini yaptırmaları böbrek sağlığının yanı sıra tüm vücut sağlığı açısından da önemli veriler sağlar. Ayrıca böbrek sağlığını korumak için günde 2-2,5 litre su tüketimi, tuzun azaltılması ve günde ortalama 30 dakikalık yürüyüş gibi alışkanlıkların kazanılması da kritik öneme sahip. ‘Sağlıklı Böbrek Sağlıklı Hayat’ projesi ile bu basit ama hayat kurtaran adımların tüm toplumda benimsenmesini amaçlıyoruz.”
“Annemin böbreğinde tümör tespit edildiğinde hayatımız tamamen değişti”
Toplantının moderatörlüğünü üstlenen Tülin Şahin ise bir hasta yakını olarak yaşadıklarını paylaşarak kronik böbrek hastalığının yalnızca hastayı değil tüm aileyi etkileyen bir süreç olduğunu anlattı. Annesinin böbrek tümörü nedeniyle böbreğinin alındığını ve ardından diyaliz sürecine girildiğini söyleyen Şahin, sürecin duygusal ve fiziksel zorluklarını şu sözlerle paylaştı: “Bir böbrek hastası yakını olmak, aslında o süreçte hastayla birlikte her şeyi yaşamak demek. Annemin böbreğinde tümör tespit edilip diyaliz süreci başladığında hayatımız tamamen değişti. Haftada iki gün, saatlerce süren diyaliz seanslarında kapıda beklemek, hayatınızı bu takvime göre organize etmek hem fiziksel hem de ruhsal olarak çok yıpratıcıydı. Anneme böbrek nakli yapılması bizim için yeni bir umut ve dönüm noktası oldu. Bu süreç bana sağlığın, organ bağışının ve en önemlisi düzenli kontrollerin ne kadar değerli olduğunu öğretti. Erken tanı imkânı varken bunu ihmal etmemek gerekiyor.”
“Nakil olduktan sonra böbreğin ömür boyu sorunsuz çalışmayabileceğini bu süreçte öğrendim”
Kronik böbrek hastası Duygu Bayındır da çok genç yaşta aldığı tanıdan bugüne uzanan 18 yıllık sağlık yolculuğunu paylaştı. Henüz 19 yaşındayken böbrek fonksiyonlarının yaklaşık yüzde 70’ini kaybettiğini öğrendiğini belirten Bayındır, annesinin böbreğini bağışlamasıyla nakil olduğunu ve sonrasında bağışıklık baskılayıcı tedavilerle yaşamını disiplinli bir şekilde sürdürdüğünü anlattı. Bayındır konuşmasının devamında duygularını şu sözlerle aktardı: “19 yaşımda tanıştığım bu hastalık bana sabrı ve dayanıklılığı öğretti. Annemin böbreğiyle yapılan nakil sonrası hayatımı artık bambaşka bir şekilde sürdürmeye başladım. Hijyenden beslenmeye kadar her adımda dikkatli olmam gerekiyor. Kronik böbrek hastalığı uzun soluklu bir süreç ve zamanla ilerleyebiliyor. Şu anda hastalığım 4. evrede ve ikinci bir nakil ihtimali gündeme gelmiş durumda. Nakil olduktan sonra böbreğin ömür boyu sorunsuz çalışmayabileceğini bu süreçte öğrendim. Bu nedenle düzenli kontroller ve tedaviler hayatımın önemli bir parçası oldu.”





Comment here
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.