FİKİR LİDERLERİ DERGİSİİLAÇ ENDÜSTRİSİÖNE ÇIKANLAR

Abidin Gülmüş ile CEO Penceresinden GEN

GEN Yönetim Kurulu Başkanı Abidin Gülmüş, Fikir Liderleri Dergisi’nin yeni sayısında, “CEO Penceresinden” özel dosyasına konuk oldu.

GEN Yönetim Kurulu Başkanı Abidin Gülmüş, Fikir Liderleri Dergisi’nin yeni sayısında, “CEO Penceresinden” özel dosyasına konuk oldu.

 

“Bir şeyi inşa etmek, hele ki kalıcı bir yapı kurmak, zaman ister. Hızlı sonuç alma baskısı ile uzun vadeli değer üretme kararlılığı arasında doğru dengeyi kurmak gerekir.”

CEO Penceresinden
GEN

Abidin Gülmüş
GEN Yönetim Kurulu Başkanı

 

 


EN BÜYÜK HEDEFİMİZ, GEN’İ TÜRKİYE’DEN ÇIKAN GÜÇLÜ BİR GLOBAL SAĞLIK OYUNCUSUNA DÖNÜŞTÜRMEK. BUNUN İÇİN ÜRETİM TARAFINDA KAPASİTEMİZİ BÜYÜTMEYE, AR-GE PROJELERİMİZİ İLERİ AŞAMALARA TAŞIMAYA, İHRACAT KASIMIZI GÜÇLENDİRMEYE VE GEN MARKALI ÜRÜNLERİN TOPLAM İÇİNDEKİ PAYINI ARTIRMAYA DEVAM EDECEĞİZ. ÖZELLİKLE YÜKSEK KATMA DEĞERLİ, ZOR GELİŞTİRİLEN VE GERÇEK BİR İHTİYACA KARŞILIK GELEN ÜRÜNLERE ODAKLANACAĞIZ. UZUN YILLARDIR DİLE GETİRDİĞİMİZ GİBİ, BİZİM İÇİN EN ANLAMLI BAŞARI; TÜRKİYE’DEN DOĞMUŞ İNOVATİF BİR İLACIN DÜNYA PAZARLARINDA GÜÇLÜ BİR YER EDİNMESİDİR.

F. L: Yaklaşık 30 yıl önce GEN İlaç’ı kurmuş ve bugün şirketi çok iyi bir noktaya taşımış, pek çok başarıya imza atmış çok deneyimli bir lidersiniz. Okurlarımız için kariyerinizi sizden dinlemek isteriz.

ABİDİN GÜLMÜŞ: Benim hikâyem aslında 1998’de kurulan GEN’den biraz daha önce başlıyor. Ankara’da doğdum; eğitimimi Ankara’da tamamlayıp işimi de burada kurdum. ODTÜ Biyolojik Bilimler mezunuyum. Profesyonel hayatıma medikal ve analitik cihazlar alanında başladım; ardından yurt dışında görev aldım ve sonrasında kendi işimi kurma cesaretini gösterdim. 1988’de ilk girişimimi başlattım. 1990’ların ortasında ilaç alanına girdik ve orada yaşadığımız önemli bir kırılma bize kendi yolumuzu çizmemiz gerektiğini gösterdi. 1998’de de GEN’i kurduk.

Kuruluşumuzdan itibaren en temel yaklaşımımız, herkesin yaptığı işi yapmak değil; çözümü zor alanlara odaklanmak oldu. Bu nedenle nadir hastalıkları stratejik bir alan olarak seçtik. İlk çıkışımız multipl skleroz alanında oldu; ardından yıllar içinde hem iş ortaklıklarımızı büyüttük hem de üretim ve Ar-Ge kabiliyetlerimizi geliştirerek farklı bir yapıya dönüştük. Ben bugün geriye baktığımda, kariyerimin omurgasını cesaret, sabır, odaklanma ve doğru ekiple uzun soluklu yol yürüyebilme becerisinin oluşturduğunu düşünüyorum. Bizi bugüne taşıyan şey de tam olarak bu anlayış oldu.

GEN, 2021 yılında halka arz oldu; o günden bugüne yaşadığı değişim ve dönüşümü finansal çıktılarını da belirterek anlatır mısınız?

2021 yılı GEN için gerçek anlamda bir dönüm noktası oldu. Halka arzla birlikte yalnızca finansal kaynak yaratmadık; aynı zamanda kurumsallaşma, şeffaflık, yatırımcı iletişimi, yönetim yapısı ve global görünürlük açısından da yeni bir evreye geçtik. Halka arz sürecimizi yüksek taleple tamamladık; bunu da uzun vadeli büyüme vizyonumuza duyulan güvenin güçlü bir göstergesi olarak gördük. Halka arz sonrasında elde ettiğimiz kaynakları Ar-Ge, yeni girişimler, üretim kapasitesi, organizasyonel güçlenme ve markamızın bilinirliğini artıracak alanlarda değerlendirdik.

Finansal açıdan baktığımızda, 2025 yılı bu dönüşümün somut sonuçlarını çok net biçimde ortaya koydu. Satış gelirlerimiz yaklaşık 19,3 milyar TL seviyesinde seyrederken, faaliyet kârımızın %32’nin üzerinde artması; brüt kâr marjımızın %19,3’ten %21’e yükselmesi; net kârımızın ise 187,9 milyon TL’den 805,6 milyon TL’ye çıkarak yaklaşık %329 artış göstermesi bizim için son derece önemli göstergeler oldu. Net kâr marjındaki belirgin iyileşme, yalnızca büyümenin değil; verimlilik, maliyet disiplini, finansman giderleri yönetimi ve bilanço kalitesindeki güçlenmenin de bir sonucu. Toplam varlıklarımızın 19,5 milyar TL’ye ulaşması da şirketimizin ölçek ve kapasite olarak başka bir seviyeye geçtiğini gösteriyor. Kısacası, bugün GEN halka arz sonrası dönemi yalnızca büyüyerek değil, daha güçlü, daha verimli ve daha sürdürülebilir bir yapıya dönüşerek geçirmiştir.

GEN hangi tedavi alanlarında ne gibi çözümler sunan ürünlere sahip ve geniş perspektiften ulusal ve global faaliyetleriniz hakkında bilgi verir misiniz?

GEN’in iki temel odak alanı bulunuyor. Birincisi, küresel iş ortaklarımızla birlikte özellikle nadir hastalıklar ve karşılanmamış sağlık ihtiyaçları alanındaki yenilikçi ürünleri Türkiye’de ve faaliyet gösterdiğimiz diğer ülkelerde hastaların kullanımına sunmak.

İkincisi ise kendi Ar-Ge altyapımızda ve iştiraklerimizle geliştirdiğimiz ürünleri üretime dönüştürerek GEN markalı çözümler yaratmak. Kurulduğumuz günden bu yana nadir hastalıklar alanında güçlü bir deneyim oluşturduk; bugün gelir bazında Türkiye’nin en büyük yetim ilaç tedarikçilerinden biri olarak konumlanıyoruz.

Global tarafta ise Türkiye merkezli ama bölgesel ve giderek daha genişleyen bir yapı kurduk. Azerbaycan ve Kazakistan’da uzun yıllardır varız; Rusya, Özbekistan, Almanya ve Gürcistan yapılanmalarımız da bu büyümeyi destekledi. Amacımız yalnızca ürün taşıyan bir şirket olmak değil; Türkiye’den çıkan bilgi birikimini, üretim gücünü ve Ar-Ge yetkinliğini bölgesel ve küresel ölçekte kalıcı bir oyuncuya dönüştürmek. Bu nedenle hem iş ortaklıklarımızı genişletiyor hem de GEN ürünlerini daha fazla pazara ulaştıracak bir altyapı kuruyoruz.


KÜRESEL İŞ ORTAKLARIMIZLA, ÜNİVERSİTELERLE, ARAŞTIRMA MERKEZLERİYLE, HEKİMLERLE, KAMU OTORİTELERİYLE, YATIRIMCILARIMIZLA VE HASTA TOPLULUKLARIYLA FARKLI PLATFORMLARDA ŞEFFAFLIK, ETİK İLKELER VE YÜRÜRLÜKTEKİ MEVZUATA TAM UYUM ÇERÇEVESİNDE, BİRBİRİNİ TAMAMLAYAN İLİŞKİLER YÜRÜTÜYORUZ. NADİR HASTALIKLAR ALANINDA BİZİ FARKLILAŞTIRAN ÖNEMLİ BİR YÖN İSE ÜRÜNLER PAZARA ÇIKTIKTAN SONRA DEĞİL, ÇOĞU ZAMAN KLİNİK GELİŞİM AŞAMALARINDA BU İLİŞKİLERİ KURUYOR OLMAMIZ. BU BİZE HEM BİLİMSEL OLARAK DAHA YAKIN BİR KONUM SAĞLIYOR HEM DE UZUN VADELİ DEĞER YARATMA FIRSATI VERİYOR.


Üretimde kalite yaklaşımınız, tesis kapasiteniz, sürdürülebilirlik, Ar-Ge ve ihracat faaliyetleriniz hakkında bilgi verir misiniz?

Üretimde temel yaklaşımımız, kaliteyi süreçlerin sonundaki bir kontrol başlığı olarak değil, en başından itibaren tasarımın bir parçası olarak görmek. Üretim projelerimizi seçerken katma değeri yüksek, geliştirilmesi ve üretilmesi kolay olmayan, gerçek bir ihtiyaca cevap veren ürünlere odaklanıyoruz. Ankara Sincan’daki üretim tesisimiz yaklaşık 43 bin metrekarelik bir kampüs üzerinde kurulu. Steril ve non-steril farklı farmasötik formlarda üretim yapabiliyoruz. Tesisimiz; Türkiye’nin yanı sıra Rusya, Azerbaycan, Kazakistan, Filipinler ve Avrupa otoritelerinden GMP onayları ve ABD’den FDA onayı aldı.

Ar-Ge tarafında ise üretimi destekleyen değil, üretime yön veren bir anlayışımız var. GEN ve iştirakimiz Elixir bünyesinde ciddi Ar-Ge çalışmalarımız var. SUL-238 gibi Alzheimer, Parkinson ve diğer nörodejeneratif hastalıklara yönelik projelerimiz, GN-037 gibi dermatoloji alanındaki adaylarımız ve yatırımcısı olduğumuz RS Research bünyesinde geliştirilen, Faz 1 klinik araştırmasını başarıyla tamamlamış özgün kanser ilaç adayı RS-0139, bu vizyonun önemli örnekleri. İhracat ise bizim için yalnızca ticari bir hedef değil, stratejik bir yönelim.

Uzun süredir üretimin önemli bölümünü yurt dışına yönlendirme hedefiyle ilerliyoruz. Bu doğrultuda Avrupa ve diğer pazarlarda daha etkin olmak, üretim kapasitemizi ve kalite güvence altyapımızı buna göre geliştirmek en önemli önceliklerimiz arasında yer alıyor.

Yaptığınız ve yapacağınız yatırımlar; paydaş iş birliği ve ilişkileriniz hakkında neler söylemek istersiniz?

Biz yatırımı yalnızca kapasite artırımı olarak görmüyoruz; yatırım bizim için geleceğin sağlık ihtiyaçlarına bugünden cevap verecek altyapıyı kurmaktır. Bu nedenle üretim, Ar-Ge, biyoteknoloji, medikal teknolojiler, sürdürülebilirlik ve uluslararası yapılanma alanlarında birbirini tamamlayan yatırımlar yapıyoruz. Azerbaycan’da temeli atılan ülkenin en büyük ilaç üretim tesisi bu yaklaşımın en somut örneklerinden biri. Aynı şekilde Ankara’daki kapasite genişleme planlarımız, GEN’in önümüzdeki dönemde daha yüksek katma değerli ürünleri kendi tesislerinde üretme hedefiyle doğrudan bağlantılı.

Paydaş iş birliklerinde ise uzun vadeli güvene büyük önem veriyoruz. Küresel iş ortaklarımızla, üniversitelerle, araştırma merkezleriyle, hekimlerle, kamu otoriteleriyle, yatırımcılarımızla ve hasta topluluklarıyla farklı platformlarda şeffaflık, etik ilkeler ve yürürlükteki mevzuata tam uyum çerçevesinde, birbirini tamamlayan ilişkiler yürütüyoruz. Nadir hastalıklar alanında bizi farklılaştıran önemli bir yön ise ürünler pazara çıktıktan sonra değil, çoğu zaman klinik gelişim aşamalarında bu ilişkileri kuruyor olmamız. Bu bize hem bilimsel olarak daha yakın bir konum sağlıyor hem de uzun vadeli değer yaratma fırsatı veriyor. Halka arz sonrasında yatırımcılarımızla kurduğumuz şeffaf iletişim de bu paydaş yaklaşımının ayrılmaz bir parçası haline geldi.

Teknoloji ve yapay zeka çözümlerinin ilaç ve sağlık sektörüne etkileri hakkında neler düşünüyorsunuz?

Sağlık ve ilaç sektörü önümüzdeki dönemde teknolojinin dönüştürücü etkisini çok daha güçlü hissedecek. Ben özellikle yazılım ve yapay zekâ tabanlı çözümlerin; teşhis süreçlerinde, klinik karar destek mekanizmalarında, hasta takibinde, veri analitiğinde ve ilaç geliştirme süreçlerinde çok daha belirleyici hale geleceğini düşünüyorum. Hekimlerin işini kolaylaştıran, veriyi daha anlamlı hale getiren ve doğru hastaya doğru tedaviye daha hızlı ulaşılmasını sağlayan her teknoloji büyük bir değer üretecek. Aynı şekilde akıllı ilaç teknolojileri, dijital sağlık uygulamaları ve veri odaklı Ar-Ge modelleri de sektörün geleceğini şekillendirecek.

GEN olarak biz de bu dönüşümü yalnızca izleyen değil, buna hazırlanan ve katkı sunan bir şirket olmak istiyoruz. Ar-Ge yatırımlarımız, teknoloji odaklı projelerimiz ve yenilikçi girişimlere verdiğimiz destek bu bakış açısının sonucu. Teknoloji, insanın yerini alan değil; insanın bilgiye daha hızlı, daha doğru ve daha etkili ulaşmasını sağlayan bir güç olduğunda gerçek faydasını ortaya koyuyor. Sağlık sektöründe de en doğru yaklaşımın bu olduğuna inanıyorum.


SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK, ETİK, KURUMSALLAŞMA VE İNSAN ODAĞI DA BÜYÜME STRATEJİMİZİN MERKEZİNDE KALACAK. YENİLENEBİLİR ENERJİ YATIRIMLARIMIZ, SOSYAL KAPSAYICILIK PROJELERİMİZ, HASTA ODAKLI ÇALIŞMALARIMIZ VE YATIRIMCILARIMIZLA KURDUĞUMUZ ŞEFFAF İLİŞKİ BU BÜTÜNÜN PARÇALARI. BEN HER ZAMAN SÖYLEDİĞİM GİBİ, HÂLÂ YOLUN BAŞINDA OLDUĞUMUZA İNANIYORUM. YAPACAK ÇOK İŞİMİZ, GİDECEK ÇOK YOLUMUZ VAR. AMA DOĞRU HEDEFLERLE, DOĞRU İNSANLARLA VE DOĞRU DEĞERLERLE YÜRÜDÜĞÜNÜZDE, O YOL HEM ŞİRKETİNİZ HEM ÜLKENİZ HEM DE İNSANLIK İÇİN GERÇEK BİR DEĞERE DÖNÜŞÜYOR.


Uzmanlık ve hasta dernekleriyle gerçekleştirilen bilimsel ve sosyal sorumluluk faaliyetlerinin toplumsal faydası hakkındaki görüşleriniz neler?

Bizim için hasta odaklılık bir iletişim söylemi değil, iş modelimizin merkezindeki temel ilkedir. Nadir hastalıklar gibi alanlarda sadece ilacı sağlamak yetmiyor; farkındalık, doğru bilgiye erişim, erken tanı, psikososyal destek ve toplumsal kapsayıcılık da en az tedavi kadar önemli hale geliyor. Bu nedenle uzmanlık yapıları, hekimler, akademik çevreler ve hasta dernekleriyle yürütülen çalışmaların çok güçlü bir toplumsal karşılığı olduğuna inanıyorum. Bu iş birlikleri hem bilimin sahaya daha güçlü yansımasını sağlıyor hem de hastaların ve ailelerinin farkındalığını artırıyor.

Profesyonel iş hayatında hedefleri olan genç yöneticilere ilham olması açısından nasıl bir kariyer yaklaşımı önerirsiniz?

Genç yöneticilere ilk tavsiyem, önce odaklanacakları alanı doğru seçmeleri olur. Bir anda her şeyi yapmaya çalışmak yerine, belirli bir alanda derinleşmek ve orada fark yaratmak çok daha kalıcı sonuç verir. İkinci olarak sabır çok önemli. İlaç sektörü bana bunu çok net öğretti: Bir şeyi inşa etmek, hele ki kalıcı bir yapı kurmak, zaman ister. Hızlı sonuç alma baskısı ile uzun vadeli değer üretme kararlılığı arasında doğru dengeyi kurmak gerekir.

Bir diğer önemli konu da cesaret. Ama bu cesaret hesapsız risk almak anlamına gelmiyor; iyi çalışılmış, iyi değerlendirilmiş, bilgiye dayalı kararlar alabilmek anlamına geliyor. Ben kariyerim boyunca yapılmayanı yapmaya, farklı alanlara bakmaya ve büyük hedefler koymaya önem verdim. Gençlerin de kendilerine yalnızca bugünün pozisyonlarını değil, yarının etkisini hedefleyen bir kariyer yolu çizmelerini öneririm. Doğru ekiplerle çalışmak, etik değerlerden taviz vermemek ve öğrenme iştahını hiç kaybetmemek bu yolculuğun temelidir.

Orta ve uzun dönem hedeflerinizle birlikte; varsa eklemek istedikleriniz?

Orta ve uzun vadede en büyük hedefimiz, GEN’i Türkiye’den çıkan güçlü bir global sağlık oyuncusuna dönüştürmek. Bunun için üretim tarafında kapasitemizi büyütmeye, Ar-Ge projelerimizi ileri aşamalara taşımaya, ihracat kasımızı güçlendirmeye ve GEN markalı ürünlerin toplam içindeki payını artırmaya devam edeceğiz. Özellikle yüksek katma değerli, zor geliştirilen ve gerçek bir ihtiyaca karşılık gelen ürünlere odaklanacağız. Uzun yıllardır dile getirdiğimiz gibi, bizim için en anlamlı başarı; Türkiye’den doğmuş inovatif bir ilacın dünya pazarlarında güçlü bir yer edinmesidir.

Bunun yanında sürdürülebilirlik, etik, kurumsallaşma ve insan odağı da büyüme stratejimizin merkezinde kalacak. Yenilenebilir enerji yatırımlarımız, sosyal kapsayıcılık projelerimiz, hasta odaklı çalışmalarımız ve yatırımcılarımızla kurduğumuz şeffaf ilişki bu bütünün parçaları. Ben her zaman söylediğim gibi, hâlâ yolun başında olduğumuza inanıyorum. Yapacak çok işimiz, gidecek çok yolumuz var. Ama doğru hedeflerle, doğru insanlarla ve doğru değerlerle yürüdüğünüzde, o yol hem şirketiniz hem ülkeniz hem de insanlık için gerçek bir değere dönüşüyor.⭐️

Comment here