FİKİR LİDERLERİ DERGİSİİLAÇ ENDÜSTRİSİÖNE ÇIKANLAR

Dr. Çağatay Keleş ile CEO Penceresinden Menarini STEMLINE

Menarini STEMLINE Türkiye Genel Müdürü Dr. Çağatay Keleş, Fikir Liderleri Dergisi’nin yeni sayısında, yönetim ekibiyle birlikte “CEO Penceresinden” özel dosyasına konuk oldu.

Menarini STEMLINE Türkiye Genel Müdürü Dr. Çağatay Keleş, Fikir Liderleri Dergisi’nin yeni sayısında, yönetim ekibiyle birlikte “CEO Penceresinden” özel dosyasına konuk oldu.

 

“Öncelikli hedeflerimizden biri, özellikle zorlu kanser türleri ve nadir hematolojik hastalıklarda, hastaların en güncel ve hedefe yönelik tedavilere global standartlarda erişimini genişletmektir.”

CEO Penceresinden
Menarini Stemline

Dr. Çağatay Keleş
Menarini STEMLINE Türkiye Genel Müdürü

 


MENARINI STEMLINE, ÖZELLİKLE HEMATOLOJİ VE ONKOLOJİ TEDAVİ ALANLARINDA YENİLİKÇİ ÇÖZÜMLER SUNARAK TÜRK HASTALARIN HAYATINA DEĞER KATMAYI AMAÇLAMAKTADIR. ŞU AN ONKOLOJİ ALANINDA MEME KANSERİ, HEMATOLOJİ ALANINDA İSE MULTİPL MİYELOM HEDEFLİ TEDAVİLERİMİZ MEVCUT. ONKOLOJİ ALANINDA ENDOMETRİUM VE OVER GİBİ FARKLI KADIN KANSERLERİNE, HEMATOLOJİ ALANINDA İSE MİYELOFİBROZİS, AKUT MİYELOİD LÖSEMİ GİBİ KARŞILANMAMIŞ İHTİYACIN FAZLA OLDUĞU HASTALIKLARA YÖNELİK ÇALIŞMALARIMIZ DEVAM EDİYOR.

F. L: Yaklaşık 30 yıldır ilaç endüstrisinde global firmalarda üst düzey yöneticilik yapmış ve pek çok başarıya imza atmış çok deneyimli bir lidersiniz. Okurlarımız için kariyerinizi sizden dinlemek isteriz.

DR. ÇAĞATAY KELEŞ: Tıp fakültesinden mezun olduktan sonra yaklaşık üç yıl boyunca hekimlik yaptım. Bu süreç, sadece mesleğimi icra ettiğim bir dönem değil, aynı zamanda profesyonel yolculuğumu nasıl bir rotada sürdürmem gerektiğini derinlemesine sorguladığım bir durak oldu. Üç yılın sonunda; kişilik yapımla daha çok örtüşen, potansiyelimi en üst seviyede gerçekleştirebileceğime inandığım ilaç sektörüne adım atmaya karar verdim. Sektöre tıbbi satış temsilcisi olarak başladım; ardından bölge satış müdürlüğü ve ürün müdürlüğü gibi kritik rollerle devam ettim. Sonrasında medikal müdür olarak hematoloji ve onkoloji alanında çalışmaya başladım. İlerleyen yıllarda birçok tedavi alanında ve çok çeşitli ekiplerle birlikte çalışma fırsatı buldum. İlaç sektöründeki yolculuğumun ilk on beş yılında, işin mutfağı sayılabilecek satış, pazarlama ve medikal fonksiyonlarda birçok sorumluluk aldım. İlerleyen zamanlarda da iyi ki bu tecrübeleri kazanmışım dediğim çok an oldu. Sonraki süreçte ulusal satış müdürlüğü, bölge liderliği, iş birimi müdürlüğü, iş birimi direktörlüğü ve ticari direktörlük gibi pek çok üst düzey sorumluluk üstlendim. Çeşitli tedavi alanlarında ürün lansmanları, stratejik yapılanma süreçleri, değişim süreç yönetimlerinin liderliğini yapma gibi çok farklı ortamlarda sorumluluklar aldım.

Tüm çalışma hayatım boyunca “İnsan”ı her zaman odağıma koydum. Gerek sunduğumuz çözümlerle hasta ve hasta yakınlarının hayatında pozitif bir iz bırakabilmek, gerekse birlikte yol aldığım çalışma arkadaşlarıma değer katabilmek benim en temel motivasyon kaynağım oldu.

İlaç sektöründeki tecrübemle, 2025 yılının son çeyreğinde Menarini Stemline bünyesinde yepyeni bir yolculuğa başladım. Bugün, hematoloji ve onkoloji alanındaki yenilikçi ve ‘sınıfının ilk örneği’ (first-in-class) olan ürünlerimizin hastalar için yarattığı değerin verdiği heyecan ve motivasyonla çalışmalarıma tutkuyla devam ediyorum.

Menarini Stemline’ın küresel yapı içindeki rolünü nasıl tanımlarsınız? Türkiye bu yapı içinde nasıl bir konumda?

1886 yılında İtalya’nın Floransa kentinde temelleri atılan Menarini Group, bugün 140 ülkede 18.000 çalışanı, 18 üretim tesisi ve 9 araştırma merkeziyle dünyanın en saygın ilaç ve tanı şirketlerinden biridir. Geçmişinden aldığı etik değerleri; inovasyon, insan odaklılık ve çevresel sürdürülebilirlik prensipleriyle birleştiren grup, sağlık sektöründe güvenin simgesi olmaya devam etmek için var gücü ile çalışmaktadır.

Kardiyovasküler hastalıklar, onkoloji ve solunum yolu hastalıkları gibi dünya genelinde ölüm oranlarının en yüksek olduğu alanlara odaklanmıştır. Özellikle insanlık için en büyük tehditlerden biri olan antimikrobiyal direnç ile mücadelede öncü bir rol üstlenen Menarini, stratejik ortaklıklar ve Ar-Ge yatırımlarıyla 2030 yılına kadar yeni nesil antibiyotikleri hastalara ulaştırmayı hedeflemektedir.

İtalya’nın en büyük ilaç firması olan Menarini, 2001 yılında İbrahim Etem Ulagay firmasını bünyesine katarak Türk sağlık sektörüne girmiştir. 2020 yılında Menarini tarafından satın alınan Stemline Therapeutics; şirketin ABD’deki onkoloji pazarındaki temel yapı taşını oluşturmakta ve Menarini Group çatısı altında onkoloji hematoloji odaklı olarak faaliyetlerini sürdürmektedir. Menarini Stemline, onkoloji hematoloji odaklı Menarini Group şirketidir.

Global vizyonunu yerel başarılarla pekiştiren grup bünyesindeki Menarini Stemline, 2022 yılından bu yana Türkiye’de faaliyet göstermektedir. Şirket, günümüzde özellikle hematoloji ve onkoloji tedavi alanlarında yenilikçi çözümler sunarak Türk hastaların hayatına değer katmak için her gün özveriyle çalışmaktadır.

Menarini Stemline dünyada ve ülkemizde hangi tedavi alanlarında ne gibi çözümler üretiyor?

Menarini Stemline, özellikle hematoloji ve onkoloji tedavi alanlarında yenilikçi çözümler sunarak Türk hastaların hayatına değer katmayı amaçlamaktadır. Kendi sınıfında ilk veya en iyi olma potansiyeli taşıyan tedavileri sağlık çözümü olarak sunmayı hedeflemektedir. Şu an onkoloji alanında meme kanseri, hematoloji alanında ise multipl miyelom hedefli tedavilerimiz mevcut. Bununla birlikte onkoloji alanında endometrium ve over gibi farklı kadın kanserlerine, hematoloji alanında ise miyelofibrozis, akut miyeloid lösemi gibi karşılanmamış ihtiyacın fazla olduğu hastalıklara yönelik çalışmalarımız devam ediyor.


BİLİMSEL PAYDAŞLIK MENARINI STEMLINE TÜRKİYE’NİN BÜYÜME STRATEJİSİNİN TEMEL TAŞLARINDAN BİRİNİ OLUŞTURMAKTADIR. TÜRK HEKİMLERİ VE AKADEMİK CAMİA İLE KLİNİK ARAŞTIRMALAR, BİLİMSEL VERİ ÜRETİMİ VE PAYLAŞIMI ALANLARINDA STRATEJİK İŞ BİRLİKLERİMİZİ DERİNLEŞTİREREK, TÜRKİYE’Yİ BÖLGESEL ÖLÇEKTE ONKOLOJİ VE HEMATOLOJİ ÇÖZÜMLERİ İÇİN ÖNEMLİ BİR MERKEZ HALİNE GETİRMEYİ HEDEFLİYORUZ.


Türkiye gibi dinamik bir pazarda ekip yönetirken en önemli önceliğiniz nedir? Bilim odaklı bir organizasyonda yetenek yönetimini nasıl kurguluyorsunuz? Türkiye organizasyonunun büyüme stratejisindeki öncelikli alanlar neler?

Türkiye gibi dinamik ve hızla değişen bir pazarda ekip yönetirken en önemli önceliğimiz, bilimsel yenilik hızını organizasyonel çeviklik ve yetkinliklerle destekleyebilen güçlü bir ekip yapısı oluşturmak. Kanser alanındaki dönüşüm bugün son derece hızlı ilerliyor ve özellikle veri işleme teknolojilerindeki gelişmeler bu süreci kökten değiştiriyor. Artık yalnızca ürün geliştirme değil, organizasyonların çalışma biçimleri, karar alma mekanizmaları ve yetkinlik ihtiyaçları da bu dönüşüme paralel olarak evriliyor. Bilim odaklı bir organizasyonda yetenek yönetimini, bu hızlı değişimi anlayabilen ve sahiplenebilen profiller etrafında kurguluyoruz.

Günümüzde bir molekülün keşfinden klinik fazlara kadar olan süreç, klasik yöntemlerle 7-8 yılı bulurken; in siliko modeller ve yapay zeka destekli molekül geliştirme teknikleri sayesinde 1,5-2 yıl gibi çok daha kısa sürelere inebiliyor. Bu devrim niteliğindeki değişim, ekiplerimizden de yüksek öğrenme çevikliği, analitik bakış açısı ve disiplinler arası çalışma yetkinliği beklememizi zorunlu kılıyor. Bu nedenle yetenek stratejimizin merkezinde; bilimi doğru okuyan, yeni teknolojilere hızla adapte olabilen ve bu bilgiyi sahaya değer yaratacak şekilde aktarabilen insan kaynağı yer alıyor.

Menarini Stemline Türkiye organizasyonu olarak büyüme stratejimizin öncelikli alanları arasında, bilimsel inovasyonları en hızlı ve en doğru şekilde klinik pratikle buluşturmak, bu süreci destekleyecek organizasyonel yetkinlikleri inşa etmek ve global araştırma-geliştirme ekosistemiyle güçlü bir entegrasyon sağlamak bulunuyor, bu gelişmeleri yakından takip ediyoruz. In siliko ve yapay zeka modelleriyle hızlandırılmış şekilde klinik aşamalara gelen KAT6 ve KIF18A inhibitörlerimiz şu an erken faz aşamasındadır. Umuyoruz ki tüm gelişen teknolojiler sayesinde bir molekülün keşfinden klinik pratiğe gelme süresi yakın gelecekte çok daha kısalacak.

Özetle, Türkiye’de sürdürülebilir büyümeyi; bilimsel dönüşümü yakından takip eden, dijital ve yapay zeka destekli gelişmeleri organizasyonel kabiliyetlere dönüştüren ve bu süreçleri sahiplenen yetkin ekiplerle mümkün görüyoruz. Önceliğimiz; hem bilime hem de insana yatırım yaparak Menarini Stemline’ın yenilikçi kimliğini Türkiye’de güçlü ve kalıcı şekilde konumlandırmak.

MENARINI STEMLINE TÜRKİYE YÖNETİM TAKIMI

Menarini Stemline olarak onkoloji ve hematoloji gibi hızlı gelişen alanlarda inovasyonu sürdürülebilir kılmak için nasıl bir yaklaşım benimsiyorsunuz?

DR. KERİM KARAOĞLU (Medikal Direktör): Onkoloji ve hematoloji gibi hızla gelişen alanlarda inovasyonu sürdürülebilir kılabilmek için temel yaklaşımımız, kişiselleştirilmiş tıbbı merkeze alan, bilimsel gelişmeleri hızla klinik pratiğe dönüştürebilen ve hasta faydasını önceliklendiren bir model benimsemektir. Bu alanlarda tanısal süreçlerdeki hızlı ilerlemeler ve farklı biyobelirteçlere yani moleküler hedeflere yönelik geliştirilen tedaviler, inovasyonun ana itici gücünü oluşturmaktadır. Moleküler hedeflerin tanımlanması ve bu hedeflere yönelik tedavilerin geliştirilmesi, hastaların daha etkili tedavilere erişmesini ve yan etki yükünün azalmasını mümkün kılmaktadır. Klinik olarak benzer seyir gösterebilen hastalıkların bile moleküler düzeyde ayrılabilmesi, hasta bazlı tedavi kararlarını destekleyerek kişiselleştirilmiş tedaviyi bir standart hâline getirmektedir.

Özellikle meme kanseri gibi hasta yükü yüksek ve bilimsel gelişmelerin hızla pratiğe yansıdığı alanlarda, hastalığın biyolojisi daha iyi anlaşıldıkça yeni etki mekanizmaları ve moleküler yolaklar tanımlanmakta; buna paralel olarak biyobelirteç hedefli tedavi seçenekleri artmaktadır. Metastatik meme kanserinde ABD ve Avrupa kılavuzlarının ilk basamaklardan itibaren tedavi önerilerini kişiselleştirilmiş tedavi perspektifiyle sunması, bu yaklaşımın artık klinik pratiğin ayrılmaz bir parçası olduğunu göstermektedir.

Hormon pozitif meme kanseri gibi geniş hasta popülasyonlarını kapsayan alt gruplarda ESR1, PI3K, AKT1 ve PTEN gibi mutasyonların değerlendirilmesinin güçlü kanıt düzeyleri ile önerilmesi; hatta ESR1 mutasyonu için her tedavi basamağı öncesinde test yapılmasının tavsiye edilmesi, inovasyonun tanı–tedavi entegrasyonu ile sürdürülebilir kılındığının önemli bir göstergesidir. Ayrıca sıvı biyopsi gibi yenilikçi tanı yöntemlerinin klinik kullanıma girmesi, hasta konforunu artırırken bu yaklaşımın uygulanabilirliğini de güçlendirmektedir.

Faz 1 aşamasından itibaren adaptif faz 1/2 çalışmaları dahil olarak, onkoloji ekosistemimizde son 3 yıldır yenilikçi tedavilerin erken dönemlerden itibaren erişilebilir olması için de çalışıyoruz. Uzun dönemli inovatif yaklaşımımızın bir parçası da tüm aşamalardaki klinik çalışmaları ülkemiz tıbbının ve hastalarımızın hizmetine sunmaktır. Bu çerçevede inovasyonu sürdürülebilir kılmak adına; bilimsel gelişmeleri yakından takip eden, tanısal ve tedavi çözümlerini entegre düşünen, kılavuzlarla uyumlu ve hasta odaklı bir yaklaşımı benimseyerek, klinik değeri yüksek yeniliklerin hızla erişilebilir olmasını ve tedavi pratiğine taşınmasını önceliklendiriyoruz.

Yenilikçi kanser tedavilerine hasta erişimi Türkiye’de hangi noktada? Fiyatlandırma ve geri ödeme süreçleri, inovatif tedavilerin yaygınlaşmasını nasıl etkiliyor? Erişim ile sürdürülebilirlik arasında nasıl bir denge kuruyorsunuz?

ÖZKAN YAMAÇ (Kurumsal İlişkiler Direktörü): Türkiye’de yenilikçi kanser tedavilerine hasta erişimi, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) geri ödeme listesini genişletme yönündeki çabaları ile mevcut bütçe kısıtları arasındaki hassas dengede şekillenmektedir. Öte yandan, Türkiye’de ruhsatlı ürünlerin neredeyse %97’sinin geri ödeme kapsamında olduğu dikkate alındığında, sağlık ekosisteminin hasta erişimini önceleyen son derece destekleyici ve kapsayıcı bir yapıya sahip olduğunun da farkındayız.

Menarini Stemline olarak, hızla dönüşen bu sağlık ekosistemi içinde çevik ve hassas hareket edebilmenin kritik olduğuna inanıyoruz. Amacımız; hasta ihtiyaçlarını erken aşamada daha derinlemesine anlayarak, sağlık otoriteleri ve sağlık profesyonelleriyle yakın iş birlikleri kurmak ve yenilikçi tedavilere erişimi mümkün olan en kısa sürede sağlamak. Fiyatlandırma ve geri ödeme süreçlerinin, inovatif tedavilerin yaygınlaşmasında belirleyici bir rol oynadığının farkındayız. Bu nedenle, bilimsel değeri yüksek tedavilerin gerçek yaşam verileriyle ortaya koyduğu faydayı şeffaf bir şekilde paylaşarak, erişim ile sürdürülebilirlik arasında dengeli ve uzun vadeli çözümler geliştirmeye odaklanıyoruz. Menarini Stemline olarak, bu dönüşümün merkezine her zaman insanların hayatlarında anlamlı bir fark yaratma hedefini koyuyor; bilimsel inovasyonu, Türkiye’de hasta yararına somut çıktılara dönüştürmek için sağlık sisteminin tüm paydaşlarıyla birlikte çalışıyoruz.

Onkoloji ve hematoloji alanlarında çok paydaşlı yaklaşımın önemi nedir? Hasta ve uzmanlık derneklerinin rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

NİHAL İSKENDEROĞLU ADALI (İş Mükemmeliyeti Lideri): Önümüzdeki yıllar, sağlık hizmetleri ve hasta deneyimi açısından köklü dönüşümlerin yaşandığı bir dönemi beraberinde getirecek. Menarini Stemline olarak en büyük önceliğimiz; Türkiye’de onkoloji ve hematoloji alanlarında yaşayan hastaların hayatlarını dönüştürebilecek yenilikçi ve bilim temelli çözümleri hastaların hizmetine sunmaktır.

Bizim için yenilik, yalnızca yeni tedaviler geliştirmekle sınırlı değildir. Bu çözümleri etik, sorumlu ve hasta odaklı bir yaklaşımla erişilebilir kılmak, faaliyetlerimizin ayrılmaz bir parçasıdır. Bu doğrultuda yetkili kurumlar ve sağlık profesyonelleriyle toplumda farkındalık yaratmak, hastalar için en iyi sonuçlara ulaşmak amacıyla ortaklıklar yapmaya hazırız. Menarini Stemline Türkiye olarak bu dönemi; bilimin gücüyle cesur adımlar attığımız, empatiyi merkezine alan bakış açımızla güven inşa ettiğimiz ve sürdürülebilir etki yaratmayı hedeflediğimiz bir yolculuk olarak görüyoruz. Hayatları iyileştirme odağımızla, onkoloji ve hematoloji alanlarında sağlık ekosistemine uzun vadeli değer katmaya kararlılıkla devam edeceğiz.


GLOBALDE GÜÇLÜ OLDUĞUMUZ YAPAY ZEKA DESTEKLİ İLAÇ GELİŞTİRME VE VERİ ANALİZ YETKİNLİKLERİNİ YEREL OPERASYONLARIMIZA ENTEGRE EDEREK, HASTALARIN İHTİYAÇ DUYDUĞU YENİ MOLEKÜLLERİN TEDAVİ PROTOKOLLERİNE DAHA HIZLI VE ETKİN ŞEKİLDE DAHİL EDİLMESİNİ SAĞLAMAYI AMAÇLIYORUZ. BU YAKLAŞIM, YALNIZCA AR-GE SÜREÇLERİNİ DEĞİL, KLİNİK GELİŞTİRME VE HASTA ERİŞİMİ SÜREÇLERİNİ DE OLUMLU YÖNDE DÖNÜŞTÜRMEKTEDİR.


Bu kapsamda sizden ve ekibinizden Menarini Stemline Türkiye’nin orta ve uzun vadeli hedeflerini duymak isteriz.

ÇAĞATAY KELEŞ: Hasta ihtiyaçlarını merkeze alan, bilimsel değerle desteklenen ve teknolojik dönüşümü hız unsuru olarak kullanan sürdürülebilir bir büyüme yaklaşımımız var. Öncelikli hedeflerimizden biri, özellikle zorlu kanser türleri ve nadir hematolojik hastalıklarda, hastaların en güncel ve hedefe yönelik tedavilere global standartlarda erişimini genişletmektir. Bu doğrultuda, yenilikçi tedavileri Türkiye’de mümkün olan en kısa sürede hastalarla buluşturmayı ve erişim alanında fark yaratan çözümler sunmayı amaçlıyoruz.

Bunun yanı sıra, bilimsel paydaşlık Menarini Stemline Türkiye’nin büyüme stratejisinin temel taşlarından birini oluşturmaktadır. Türk hekimleri ve akademik camia ile klinik araştırmalar, bilimsel veri üretimi ve paylaşımı alanlarında stratejik iş birliklerimizi derinleştirerek, Türkiye’yi bölgesel ölçekte onkoloji ve hematoloji çözümleri için önemli bir merkez haline getirmeyi hedefliyoruz. Orta ve uzun vadede bir diğer kritik odak alanımız ise teknoloji ve hız. Globalde güçlü olduğumuz yapay zeka destekli ilaç geliştirme ve veri analiz yetkinliklerini yerel operasyonlarımıza entegre ederek, hastaların ihtiyaç duyduğu yeni moleküllerin tedavi protokollerine daha hızlı ve etkin şekilde dahil edilmesini sağlamayı amaçlıyoruz. Bu yaklaşım, yalnızca Ar-Ge süreçlerini değil, klinik geliştirme ve hasta erişimi süreçlerini de olumlu yönde dönüştürmektedir.

Özetle hedefimiz; yalnızca bir ilaç tedarikçisi olmakla sınırlı kalmayıp, hastaların yaşam süresini ve yaşam kalitesini artırmak için bilim, iş birliği ve teknoloji ekseninde tutku ile çalışan, Türkiye’nin en güvenilir ve değer yaratan biyoteknoloji partnerlerinden biri olmaktır.⭐️

Comment here