FİKİR LİDERLERİ DERGİSİİLAÇ ENDÜSTRİSİÖNE ÇIKANLAR

Dr. Oğuz Mülazımoğlu ile CEO Penceresinden Nobel İlaç

Nobel İlaç Genel Müdürü Dr. Oğuz Mülazımoğlu, Fikir Liderleri Dergisi’nin yeni sayısında, “CEO Penceresinden” özel dosyasına konuk oldu.

Nobel İlaç Genel Müdürü Dr. Oğuz Mülazımoğlu, Fikir Liderleri Dergisi’nin yeni sayısında, “CEO Penceresinden” özel dosyasına konuk oldu.

 

“Yaşam boyu öğrenme artık bir tercih değil, zorunluluk. Bugün bildiğimiz şeylerin yarın değişeceğini kabul eden, merakını diri tutan ve öğrenmeyi bir rutin haline getiren kişiler uzun vadede her zaman bir adım önde oluyor.”

CEO Penceresinden
Nobel İlaç

Dr. Oğuz Mülazımoğlu
Nobel İlaç Genel Müdürü

 


ÜRETİMDE YERELLEŞMEYİ, İLACA ERİŞİMİN SÜREKLİLİĞİNİ VE STRATEJİK BAĞIMSIZLIĞINI DOĞRUDAN ETKİLEYEN YAPISAL BİR MESELE OLARAK ELE ALIYORUZ. NOBEL OLARAK %100 YERLİ SERMAYE YAPIMIZ VE HAMMADDEDEN BİYOTEKNOLOJİYE UZANAN ENTEGRE ÜRETİM KABİLİYETİMİZLE TÜRKİYE’NİN SAĞLIKTA KÜRESEL DEĞER ÜRETEN BİR ÜLKE OLMASINA KATKI SAĞLAMAYI AMAÇLIYORUZ.

F. L: Yaklaşık 35 yıldır ilaç endüstrisinde global ve ulusal firmalarda üst düzey yöneticilik yapmış ve pek çok başarıya imza atmış çok deneyimli bir lidersiniz. Okurlarımız için kariyerinizi sizden dinlemek isteriz.

DR. OĞUZ MÜLAZIMOĞLU: İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi’nden 1991’de mezun oldum. Ardından Boğaziçi Üniversitesi’nde executive MBA, İstanbul Üniversitesi’nde ise “Hastane Yönetimi” yüksek lisans programlarını tamamladım. İlaç sektörüne 1992’de Knoll Alman İlaç’ta ürün yöneticisi olarak adım attım. Türkiye’de birçok farklı alanda 10’dan fazla ürün lansmanı yaptım. Bu başarıların neticesinde, 1996’da şirketin Almanya merkezi olan Ludwigshafen’da, Amerika ve tüm Avrupa dahil 35 ülkeyi kapsayan global ürün yöneticiliğini üstlendim. Sonrasında, 2000’de Türkiye’ye dönerek genel müdür yardımcılığı ve Abbott-Knoll birleşmesi sürecinde ulusal satış direktörlüğü görevlerini yürüttüm. 2002’de Schering-Plough’a geçtim ve MSD ile birlikte global iki ürünün lansmanını yaptım. 2007’de Kazakistan’a atandım ve tüm Orta Asya ülkelerinin genel müdürlüğünü üstlenerek farklı coğrafyaları yakından deneyimledim. 2008’de Bayer Türkiye Genel Tedaviler ve Kadın Sağlığı Direktörlüğü, ardından 2014’te Bayer Berlin EMEA Bölgesi Pazarlama Başkanlığı görevlerinde bulundum. 2015’te Bayer Farma Türkiye Ülke Müdürlüğü görevini üstlendim. 2018’de Abdi İbrahim İlaç Reçeteli Ürünler Genel Müdürlüğü görevlerini yürüttüm. 2023’te Esta Farma’yı kurarak Prolon’u Türkiye’ye getirdim. 2025 Eylül itibarıyla Nobel İlaç Genel Müdürlüğünü yürütüyorum.

8 ay önce Nobel Genel Müdürü oldunuz. Sizin yönetiminizde Nobel’de yönetici profili ve iş yapış şekilleri nasıl bir değişim ve dönüşüm içerisinde? Mevcut öncelikleriniz neler?

“Sağlık için Değer” vizyonumuz doğrultusunda stratejimizi üç temel sütun üzerine inşa ettik; ana işimiz olan Nobel İlaç’ın yanına “Nobel Longevity” ve “Nobel İnovasyon”u da gündemimize aldık. İlk olarak sağlığı bir kurum kültürü haline getirmeyi hedefledik. Bu yaklaşımı yalnızca söylemde değil, çalışanlarımızın günlük yaşamında da görünür kılmak istedik. Bu kapsamda sağlıklı yaşam kültürünü destekleyen uygulamaları hayata geçirdik; Nobel koşu kulübünü kurduk, spor olanaklarını genişlettik ve çalışanlarımıza Multisport kartı dağıttık. Ayrıca Fit-Lig programıyla kilo vermek isteyen çalışanlar için diyetisyen eşliğinde uygulamalar başlattık. İkinci adımda sorumluluk alanımızı yeniden tanımladık.

Biyoteknoloji ve ilaç alanlarında; hammadde, Ar-Ge ve üretim yetkinliklerini aynı çatı altında bulunduran nadir şirketlerden biriyiz. 50’den fazla ülkede faaliyet gösteren uluslararası yapımız, bize yalnızca tedavi geliştirme değil; sağlığa daha bütüncül yaklaşma sorumluluğu da yüklüyor. Bu doğrultuda “Hastaları nasıl iyileştiririz?” sorusunun yanına “İnsanları hasta olmadan nasıl koruruz?” sorusunu ekledik. Bu bakış açısıyla sadece bugünün ihtiyaçlarına değil, geleceğin sağlık anlayışına da odaklanıyoruz. “Bugünün ilacını üretiyor, yarının şifasını tasarlıyoruz” yaklaşımını benimsiyoruz. Böylece sadece mevcut sağlık ihtiyaçlarına yanıt veren değil, geleceğin sağlık anlayışını da bugünden şekillendiren bir bakış açısını merkeze aldık. Bu doğrultuda da longevity yaklaşımını kurumsal yapımıza entegre ettik. Ağız sağlığı (Glimo), bağırsak sağlığı, vitamin ve takviye (NBL) ürünlerimizi “Nobel Longevity” çatısı altında topladık. Nobel Longevity’yi stratejik büyüme alanlarımızdan biri haline getirdik. Bir diğer önceliğimiz ise inovasyon. Yapay zekâ, kişiselleştirilmiş tıp, gen ve hücre tedavileri gibi alanların hızla geliştiği bir dönemdeyiz. Bu nedenle dijitalleşmeyi yalnızca bir altyapı yatırımı değil; iş süreçlerini, üretimi ve Ar-Ge’yi dönüştüren stratejik bir kaldıraç olarak ele alıyoruz.

Nobel hangi tedavi alanlarında ne gibi çözümler sunan ürünlere sahip ve bunların ne kadarını kendi tesislerinde üretiyor?

Bugün yaklaşık 20 terapötik alanda faaliyet gösteriyoruz. Bu alanları üç başlık altında ele alıyoruz: Temel ürünler, uzmanlık ürünleri ve longevity ürünleri. Uzmanlık ürünlerinde; onkoloji, hematoloji, nadir hastalıklar, kardiyovasküler sistem, endokrinoloji ve merkezi sinir sistemi gibi alanlarda çözümler sunuyoruz. Temel ürünlerde ise kas-iskelet sistemi, solunum yolu hastalıkları, gastrointestinal sistem, enfeksiyon hastalıkları ve dermatoloji gibi geniş bir alanda yer alıyoruz. Kadın ve erkek sağlığı da odak alanlarımız arasında. İlaç üretimimizin tamamını kendi tesislerimizde gerçekleştiriyor, Ar-Ge çalışmalarımızın yaklaşık %95’ini de kendi bünyemizde yürütüyoruz. Ayrıca ihtiyaç duyduğumuz hammaddelerin %35’inden fazlasını da kendi kaynaklarımızla üretebiliyoruz. Longevity ürünleri kategorisinde, “Sağlık ağızda başlar, bağırsakta devam eder” yaklaşımıyla Türkiye’nin ilk 360° longevity modeli olarak konumlandırdığımız Nobel Longevity çatısı altında NBL ve Glimo markalarımız yer alıyor. Glimo, Türkiye’nin en geniş diş ve ağız sağlığı ürün portföyüne sahip. %100 doğal içeriklere sahip ürünleri uluslararası sertifikalarla belgelenmiş durumda. Anne karnından başlayarak yaşamın her evresine hitap eden longevity ürünlerini NBL markamız altında sunuyoruz. Bu kapsamda; çift kaplama teknolojisine sahip probiyotikler, glukozamin, kolajen ürünleri, krill ve balık yağları ile çeşitli fonksiyonel ürünler portföyümüzde yer alıyor. Her iki markamızla uluslararası pazarlarda da aktif olarak yer alıyoruz.


BUGÜN YAKLAŞIK 20 TERAPÖTİK ALANDA FAALİYET GÖSTERİYORUZ. BU ALANLARI ÜÇ BAŞLIK ALTINDA ELE ALIYORUZ: TEMEL ÜRÜNLER, UZMANLIK ÜRÜNLERİ VE LONGEVITY ÜRÜNLERİ. UZMANLIK ÜRÜNLERİNDE; ONKOLOJİ, HEMATOLOJİ, NADİR HASTALIKLAR, KARDİYOVASKÜLER SİSTEM, ENDOKRİNOLOJİ VE MERKEZİ SİNİR SİSTEMİ GİBİ ALANLARDA ÇÖZÜMLER SUNUYORUZ. TEMEL ÜRÜNLERDE İSE KAS-İSKELET SİSTEMİ, SOLUNUM YOLU HASTALIKLARI, GASTROİNTESTİNAL SİSTEM, ENFEKSİYON HASTALIKLARI VE DERMATOLOJİ GİBİ GENİŞ BİR ALANDA YER ALIYORUZ. KADIN VE ERKEK SAĞLIĞI DA ODAK ALANLARIMIZ ARASINDA.


Üretimde kalite yaklaşımınız, tesis kapasiteniz, sürdürülebilirlik, Ar-Ge ve ihracat faaliyetleriniz hakkında bilgi verir misiniz?

Nobel bugün güçlü üretim kapasitesi, entegre yapısı ve geniş ürün portföyüyle küresel ölçekte faaliyet gösteren, Türkiye’nin en geniş uluslararası organizasyon ağına sahip ilaç şirketidir. 24 farklı ülkede kendi organizasyon ve ekip yapılanması bulunuyor. Beş kıtada varlık gösteriyor, 50’den fazla ülkeye ihracat gerçekleştiriyor. Aynı zamanda 15 yılı aşkın süredir ithalatın yoğun olduğu ilaç sektöründe net ihracatçı konumunda yer alıyor. Türkiye’de Düzce, Gebze ve Çerkezköy’de Ar-Ge ve üretim kampüslerimiz bulunuyor. Düzce’deki tesislerimizin toplam üretim kapasitesi 210 milyon kutunun üzerinde. Yıllık 440 ton üretim kapasitesi bulunan Ulkar Kimya ile de hammaddede Türkiye’nin en geniş ürün portföyüne sahibiz. Aynı zamanda Ulkar Kimya, dünyanın en büyük etodolak üreticisi. Gebze Martek ise biyoteknoloji Ar-Ge ve üretim üssümüz. GTÜ Teknopark içinde bir Ar-Ge merkezimiz daha bulunuyor. Ar-Ge’ye yılda ciromuzun %5’ini ayırıyor, Türkiye’nin en büyük Ar-Ge yatırımcıları arasında yer alıyoruz. Türkiye’nin Ar-Ge 500 listesinde iki ayrı şirketiyle yer alan tek ilaç şirketi olmamız Ar-Ge alanındaki ölçek ve derinliğimizi ortaya koyuyor. Söz konusu Ar-Ge faaliyetleri de dahil hammaddeden başlayıp biyoteknoloji ve kimyasal ilaç üretimine uzanan entegre yapımız sayesinde uçtan uca bir üretim ekosistemi yöneten bir konumdayız. Sürdürülebilirliği operasyonel bir başlık değil, iş modelimizin merkez unsuru olarak görüyoruz. Net sıfır emisyon hedefimiz doğrultusunda “Sorumlu üretim, sorumlu tüketim” anlayışını benimsiyoruz.

Üretimde yerelleşme hakkındaki düşünceleriniz neler; paydaş iş birliği ve ilişkileriniz hakkında neler söylemek istersiniz?

Üretimde yerelleşmeyi, ilaca erişimin sürekliliğini ve stratejik bağımsızlığını doğrudan etkileyen yapısal bir mesele olarak ele alıyoruz. Nobel olarak %100 yerli sermaye yapımız ve hammaddeden biyoteknolojiye uzanan entegre üretim kabiliyetimizle Türkiye’nin sağlıkta küresel değer üreten bir ülke olmasına katkı sağlamayı amaçlıyoruz. Bu yaklaşım doğrultusunda sektörümüzün gelişimini desteklemek için otoritelerle uzun vadeli ve stratejik bir diyalog içinde çalışıyor, paydaşlarımızla “Bilim Ortaklığı” temelli iş birlikleri kuruyoruz. Uluslararası ortaklıklarımızı da teknoloji ve bilgi paylaşımını artıran değer odaklı yapılar olarak konumlandırıyoruz. Özetle yerelleşme, bizim için güçlü bir yerel üretim zemini üzerinden küresel etki yaratma vizyonumuzun temelini oluşturuyor. Paydaş iş birliklerini ise bu yolculuğun ana taşıyıcısı olarak görüyoruz.

Teknoloji ve yapay zeka çözümlerinin ilaç ve sağlık sektörüne etkileri hakkında neler düşünüyorsunuz?

Bugün sağlık sektörü artık sadece “Tedavi üreten” bir yapı olmaktan çıkıp, “Veriye dayalı, öngörücü ve kişiselleştirilmiş” sağlık yönetimi modeline evriliyor. Yapay zeka, Ar-Ge ve ilaç geliştirme süreçlerinde devrim niteliğinde bir dönüşüm yaratıyor. Molekül keşfinden klinik araştırmalara kadar uzanan tüm değer zincirini hızlandırırken, aynı zamanda daha hedefli, daha veriye dayalı ve etkin sonuçlar elde edilmesini mümkün kılıyor. Bu dönüşüm, sadece süreçleri optimize etmekle kalmıyor; inovasyonun hızını ve ölçeğini de yeniden tanımlıyor. Longevity yaklaşımı da yapay zeka ile güçleniyor. Hastalık ortaya çıkmadan risklerin öngörülmesi ve yaşam tarzı bazlı sağlık yönetimi mümkün hale geliyor. Sağlık sistemlerinde yapay zekâ; stok yönetimi, üretim planlama, tedarik zinciri optimizasyonu ve hasta akış yönetimi gibi alanlarda ciddi verimlilik sağlıyor. Bu da özellikle ilaç gibi kritik sektörlerde erişilebilirliği artırıyor.


TÜRKİYE’NİN İLK 360° LONGEVITY MODELİ OLARAK KONUMLANDIRDIĞIMIZ NOBEL LONGEVITY ÇATISI ALTINDA NBL VE GLİMO MARKALARIMIZ YER ALIYOR. GLİMO, TÜRKİYE’NİN EN GENİŞ DİŞ VE AĞIZ SAĞLIĞI ÜRÜN PORTFÖYÜNE SAHİP. ANNE KARNINDAN BAŞLAYARAK YAŞAMIN HER EVRESİNE HİTAP EDEN LONGEVITY ÜRÜNLERİNİ NBL MARKAMIZ ALTINDA SUNUYORUZ. BU KAPSAMDA; ÇİFT KAPLAMA TEKNOLOJİSİNE SAHİP PROBİYOTİKLER, GLUKOZAMİN, KOLAJEN ÜRÜNLERİ, KRİLL VE BALIK YAĞLARI İLE ÇEŞİTLİ FONKSİYONEL ÜRÜNLER PORTFÖYÜMÜZDE YER ALIYOR. 


Fikir Liderleri Dergisi ve Fikirliderleri.com web sitesinin sağlık ekosistemine katkıları hakkında neler düşünüyorsunuz?

Fikir Liderleri Dergisi ve Fikirliderleri.com, sağlık ekosistemine değer katan ve birbirini tamamlayan iki önemli platform. Her iki platform da sağlık sektörünün farklı paydaşlarını ortak bir düşünce zeminde buluştururken, bilimsel derinliği ve güvenilir bilgi üretimini destekleyen önemli bir referans noktası oluşturuyor. Sağlık bilgisini erişilebilir ve anlaşılır bir dille gündeme taşırken, bilimsel içerikle toplumsal bilinç arasında güçlü bir köprü kuruyor.

Profesyonel iş hayatında hedefleri olan genç yöneticilere ilham olması açısından nasıl bir kariyer yaklaşımı önerirsiniz?

“Yaşam boyu öğrenme” artık bir tercih değil, zorunluluk. Bugün bildiğimiz şeylerin yarın değişeceğini kabul eden, merakını diri tutan ve öğrenmeyi bir rutin haline getiren kişiler uzun vadede her zaman bir adım önde oluyor. İkinci önemli alan duygusal zeka. Teknik bilgi bir kapıyı açabilir ama o kapının içindeki yolculuğu belirleyen şey çoğu zaman insan ilişkileri. Empati kurabilmek, ekip içinde uyum sağlayabilmek, çatışmayı yönetebilmek ve kendini doğru ifade edebilmek; özellikle liderlik yolculuğunda en az teknik yetkinlik kadar belirleyici. Günümüz iş dünyasında “Ne bildiğin” kadar “Nasıl biri olduğun” da kariyerin yönünü belirliyor. Disiplin ise en kritik kaslardan biri. Sporu bu anlamda doğrudan bir eğitim alanı olarak görüyorum. Düzenli spor yapan bir insanın kazandığı şey sadece fiziksel dayanıklılık değil; istikrar, sabır, tekrar edebilme gücü ve zorlanmaya rağmen devam edebilme becerisi. Kariyer de aslında tam olarak bunu ister. Uzun vadeli başarı, ani motivasyonlarla değil, sürdürülebilir disiplinle gelir. Bu üç alan birleştiğinde ortaya daha bütüncül bir bakış çıkıyor: Öğrenmeye açık, insanı anlayabilen ve kendini disipline edebilen bir profesyonel profili. Bugünün dünyasında rekabet artık sadece bilgiyle değil, bu üçlünün dengesiyle kazanılıyor.

Orta ve uzun dönem hedeflerinizle birlikte; varsa eklemek istedikleriniz?

Orta ve uzun vadeli hedeflerimizi “Vizyonumuzun 5 Dayanağı” üzerine inşa ediyoruz. Bu kapsamda, daha çevik ve hızlı karar alabilen bir organizasyon yapımızı kalıcı hale getirmeyi amaçlıyoruz. Katma değer odaklı portföy yaklaşımımızla, sağlık ekosistemine ölçülebilir değer sağlayan farklılaşmış alanlara öncelik veriyoruz. Türkiye’yi stratejik bir üs olarak konumlandırmayı ve güçlü iş birlikleriyle büyümeyi sürdüreceğiz. Bununla birlikte insan kaynağına yatırım, operasyonel ve kalite mükemmelliğini sürekli geliştirmek de uzun vadeli başarımızın temelini oluşturmaya devam edecek. Ek olarak; inovasyonun hızlandığı bu dönemde, Ar-Ge ve biyoteknoloji yetkinliklerimizi daha da güçlendirerek hem yerel hem küresel ölçekte daha rekabetçi ve esnek bir yapı kurmayı da stratejik önceliklerimiz arasında görüyoruz. Kişisel hedefim de 2014 yılından beri onlarca koşuya katılmış ve sağlığı yaşamın merkezine koymuş bir kişi olarak, kronik bir hastalığa sahip olmadan yaşamımı sürdürmek… ⭐️

Comment here