Ankara’da KEPAN önderliğinde malnütrisyon konuşuldu!
Malnütrisyon; yetersiz veya aşırı beslenme ile inflamatuar aktivitenin birleşimi sonucu vücut kompozisyonunda değişikliklere ve fonksiyon kaybına yol açan subakut veya kronik bir durum olarak tanımlanmaktadır.
KEPAN Başkanı Prof. Dr. Çetin Kaymak: “Klinik Enteral Parenteral Nütrisyon Derneği’nin geniş kapsamlı bilimsel platformu, KEPAN Kongresi’dir. Ancak kongremizin düzenlenmediği yıllarda da bilimsel paylaşımı sürdürebilmek ve klinik nütrisyon alanında önemli temaları gündeme taşıyabilmek amacıyla, yönetim kurulu olarak ilk kez sempozyum düzenleme kararı aldık ve 8–10 Mayıs 2026 tarihleri arasında Ankara’da düzenledik. Cerrahi bilimlerden dahili bilimlere, yoğun bakımlardan palyatif bakımlara ve evde bakım uygulamalarına kadar geniş bir perspektifte yapılan oturumlar, bilimsel ufkumuzu zenginleştirdi.” dedi.
Prof. Dr. Çetin Kaymak’ın açıklamalarından satır başları şöyle:
Malnütrisyon; yetersiz veya aşırı beslenme ile inflamatuar aktivitenin birleşimi sonucu vücut kompozisyonunda değişikliklere ve fonksiyon kaybına yol açan subakut veya kronik bir durum olarak tanımlanmaktadır. Ülkemizde en büyük sorun tanıda geç kalınmasıdır. Tarama; malnütrisyon riskini belirlemek için yapılır. Hızlı ve kolay olmalıdır. Sonuç; “Riskli” veya “Riskli Değil” şeklinde çıkar.
Değerlendirme; riskli bulunan hastalarda malnütrisyonun şiddetini ve nedenlerini belirlemek için yapılan profesyonel analizdir. Malnütrisyonun nedenleri:
Sağlık hizmetleri kaynaklı: Hastane yemeklerinin bireyselleştirilmemesi, uzayan açlıklar, tedavi planındaki gecikmeler ve ekip uyumsuzluğu.
Hasta ve hastalık kaynaklı: İştahsızlık, depresyon, çoklu ilaç kullanımı, yutma/sindirim sorunları , metabolik stres ve cerrahi süreçlerdir.
GLIM’in klinik önemi ve uygulanışı: Tanıda kas kütlesinin değerlendirilmesi kritiktir ancak bu ölçüm için kullanılan yöntemlerin standardize edilmesi gerektiği belirtilir. GLIM kriterlerinin dünya genelinde ortak bir “tanı dili” oluşturmayı hedeflediği ve her klinik ortamda uygulanabilir olduğu vurgulanmaktadır.
Yoğun bakım ünitesinde kazanılmış zayıflık üzerine kapsamlı şekilde bakıldığında; temel sorun organizmanın kritik hastalığa verdiği yanıtta protein sentezi ve proteoliz dengesinin bozulmasıdır. Sepsis, sistemik enflamatuar yanıt sendromu ve hareketsizlik gibi durumlar masif protein yıkımına ve “anabolik direnç”e yol açar. BT bazlı sarkopeni değerlendirmelerine göre, kas kitle ve kalitesi düşük olan grupta hastane mortalitesi (%35.9), kas yapısı iyi olanlara (%9.5) göre çok daha yüksektir. ESPEN rehberliğinde; erken enteral beslenme, progresif artış ve geç parenteral beslenme önerilir. Kreatin ve protein tozları; antioksidan etkileri ve anabolik yolları tetiklemesiyle kas kaybını engelleyebilir.Vitamin D; seviyesi düşükse mutlaka yerine konmalıdır.
Unutmayalım ki klinik nütrisyon, sadece bir destek tedavisi değil, iyileşme sürecinin temel taşıdır.







Comment here
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.