Sağlık sektöründe iletişim, bilimsel bilgi ve güven üzerine kurulu hassas bir denge gerektirir. İlker Artan ise kariyerine sahada mümessil olarak başladığı ilk yıllardan itibaren bu iletişimi yalnızca ürün anlatımı olarak değil, daha anlamlı bir etkileşimin başlangıcı olarak görmeye çalışan bir profesyonel oldu. Her ziyaretin daha değerli bir iletişime dönüşmesi gerektiğine inanan Artan, zaman içinde yaratıcı fikirleri, bilimsel yaklaşımı ve güçlü ekip çalışmasını bir araya getiren projeleriyle dikkat çekti. Bugün geriye dönüp baktığında ise kariyerini tek bir cümleyle özetliyor:
“Kariyer bir yarış değil; bir iz bırakma yolculuğudur!”
Rol Model
İlker Artan
Benim için ilham kaynakları yalnızca sağlık sektörüyle sınırlı değildi. Kariyerimin erken dönemlerinden itibaren FMCG, otomotiv ve birçok farklı sektörlerde yapılan reklam ve pazarlama çalışmalarını da yakından takip etmeye başladım. Bu sektörlerde çok daha esnek, yaratıcı ve hatta eğlenceli iletişim modelleri geliştiriliyordu. Ben de sık sık şu soruyu düşünürdüm: “Bu kadar yaratıcı ve etkileyici fikirleri sağlık sektörüne nasıl uyarlayabiliriz?..”
F. L: Kariyerinize sahada başladınız. O dönemden bugüne baktığınızda sizi pazarlama tarafına çeken ne oldu?
İLKER ARTAN: Kariyerime ilaç endüstrisinde, Ankara’da mümessil olarak başladım. Mümessillik, sektörümüzde birçok profesyonelin mesleği en yakından öğrenme fırsatı bulduğu çok kıymetli bir başlangıç noktasıdır. Benim için de paha biçilmez bir öğrenme yolculuğunun ilk adımı oldu.
Daha o yıllarda işime farklı açılardan bakmaya çalışıyordum. Sahada hekimlerle bire bir temas halinde olduğunuzda yalnızca ürün anlatmanın çoğu zaman yeterli olmadığını çok net görüyorsunuz. İnsanların gerçekten ilgisini çeken şey çoğu zaman bir ürünün özelliklerinden çok, o ürünün arkasındaki fikir ve hikaye oluyor. Ben de kendime sürekli şu soruyu soruyordum: “Her ziyarette hekimlerin ilgisini gerçekten nasıl kazanabilirim? Bu ziyaretleri onların bana nezaketen ayırdığı kısa bir zaman dilimi olmaktan çıkarıp, beni görmekten memnun oldukları ve karşılıklı iletişimden keyif aldığımız bir ana nasıl dönüştürebilirim?..” Sanırım pazarlama bakış açım da tam olarak bu sorunun etrafında şekillenmeye başladı.
Bu ilgiyi sürdürebilmek için nasıl bir yaklaşım geliştirdiniz?
Bu ilgiyi sürdürebilmek için ekstra bir çaba göstermem gerektiğini fark ettim. O yıllarda iş tanımımın doğrudan bir parçası olmasa bile, hekimlerle olan iletişimim esnasında cümle aralarından yakaladığım bilimsel ilgi alanlarını ve merak ettiklerimi not alırdım. Sonrasında bu konularla ilgili güncel klinik çalışmaları okumaya, literatür taraması yapmaya ve bir sonraki ziyaretimde iletişimimizi daha nitelikli hale getirecek bilgilerle hazırlıklı gitmeye çalışırdım. O yıllarda literatüre ulaşmak bugünkü kadar kolay değildi. Ankara’da çalıştığım dönemde, Bilkent’teki ULAKBİM’e gidip saatlerce literatür taraması yaptığımı hatırlıyorum. Geriye dönüp baktığımda, bu yaklaşımın yalnızca ziyaretlerin kalitesini artırmakla kalmadığını, aynı zamanda benim mesleki gelişimime de ciddi katkı sağladığını görüyorum. O yıllarda belki de farkında olmadan kendime küçük bir kural koymuştum: “Her ziyaretin, bir öncekinden daha değerli bir iletişime dönüşmesi gerektiğine inanıyordum.”
Pazarlama tarafına yönelmenizde başka hangi faktörler etkili oldu?
Benim için ilham kaynakları yalnızca sağlık sektörüyle sınırlı değildi. Kariyerimin erken dönemlerinden itibaren FMCG, otomotiv ve birçok farklı sektörlerde yapılan reklam ve pazarlama çalışmalarını da yakından takip etmeye başladım. Bu sektörlerde çok daha esnek, yaratıcı ve hatta eğlenceli iletişim modelleri geliştiriliyordu. Ben de sık sık şu soruyu düşünürdüm: “Bu kadar yaratıcı ve etkileyici fikirleri sağlık sektörüne nasıl uyarlayabiliriz?..”
Zaman içinde bu yaklaşım benim pazarlama anlayışımın önemli bir parçası haline geldi. Sağlık sektörü elbette ciddi sorumlulukların ve kısıtlamaların olduğu bir alan. Ancak iletişim tarafında doğru bir yaratıcılık kullanıldığında ortaya gerçekten güçlü projelerin çıkabileceğine her zaman inanıyordum.
Yaratıcı projelerinizin arkasında nasıl bir düşünce süreci var?
Benim için her proje aslında hayal etmekle başlıyor. Bir proje fikri aklıma geldiğinde çoğu zaman ilk yaptığım şey o projenin sonunu hayal etmek oluyor. Projenin tamamlandığı anı, insanların alkışladığı bir sunumu, o fikirden ilham alan bir toplantıyı ya da bir ödül gecesinde projenin anons edildiği o sahneyi gözümde canlandırıyorum. Sonrasında ise o son sahneden geriye doğru düşünmeye başlıyorum. Başka bir deyişle başarıya giden yolu adım adım geriye doğru inşa ediyorum diyebiliriz.
Sizi kariyeriniz boyunca en çok motive eden şey ne oldu?
Sanırım en doğru ifade şu olur: Daha önce yapılmamış olanı yapma arzusu. Yeni fikirler üretmek her zaman heyecan verici ama beni asıl motive eden şey bir alanda daha önce denenmemiş bir yaklaşımı hayata geçirmek oldu. Bir fikrin yalnızca konuşulmakla kalmayıp gerçekten uygulanabilir bir projeye dönüşmesi ve insanların ondan ilham alması benim için çok güçlü bir motivasyon kaynağı.
Sağlık sektöründe pazarlamanın geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Sağlık sektöründe pazarlama belki de tüm sektörler içinde en yüksek sorumluluk duygusuna ve güven inşasına dayanan alanlardan biri. Çünkü burada verilen her mesajın doğruluğu son derece kritik. İletişimin bilimsel temellere dayanması, abartılı ifadelerden uzak olması ve hekimlerle temas eden ekiplerin güncel ve zengin bilgiyle donatılmış olması büyük önem taşıyor. Doğru pazarlama yaklaşımı yalnızca bir ürünün tanıtımı değil, hekimlerin de dahil olduğu bilimsel bilgi paylaşımını ve mesleki gelişimi destekleyen bir iletişim ortamı yaratmak olmalıdır.
Genç profesyonellere ne tavsiye edersiniz?
Her şeyden önce kendilerini yalnızca iş tanımlarıyla sınırlamamaları gerektiğini düşünüyorum. Yaptığınız işe nasıl katma değer sağladığınız asıl farkı yaratıyor. Ve belki de en önemlisi şu: Kariyer bir yarış değil, bir iz bırakma yolculuğu. Bir anlamda kariyeri bir dağa tırmanmaya benzetiyorum. Zirveye ulaşmak güzel ama asıl değerli olan oraya nasıl çıktığınız. Eğer geride iyi ilişkiler, güçlü ekipler ve değerli işler bırakarak ilerliyorsanız o yolculuk gerçekten anlamlı hale geliyor.
Bugüne kadar aldığınız en değerli ödül hangisi?
Hayatımdaki en büyük ödül “Dayı” olmak. Bir “SüperDayı” olabilmek için hayatımın merkezinde duran Poyraz’la hayatın farklı yüzünü deneyimliyor ve karşılıksız sevginin değerini her gün yeniden keşfediyorum.
Kariyerimde ise liderlik ettiğim ve yaratıcı bir fikirden başarılı bir uygulamaya dönüşen projenin MediaCat Felis Ödülleri 2024’te “Sağlık Ürün İnovasyon İletişimi” kategorisinde ödül alması beni en mutlu eden anlardan biri oldu. Bu ödül benim için yalnızca bir başarı göstergesi değil; iyi bir fikrin, sınırları aşan yaratıcı bir yaklaşımla ve güçlü bir ekip emeğiyle nasıl gerçek bir etkiye dönüşebileceğinin çok güzel bir hatırlatıcısı.
İş hayatınızın dışında sizi besleyen ve ilham veren şeyler neler?
Yaratıcılığımı kullandığım ve kelimenin tam anlamıyla “Beslendiğim” en keyifli yerlerden birinin mutfağım olduğunu söylemeliyim. Mutfakta da tıpkı işimde olduğu gibi yaptığım şey şu: Herkesin bildiği yemeklerde bazen radikal, bazen küçük dokunuşlar yaparak “Bu kesin İlker Şef’in dokunuşu” dedirtecek sonuçlar çıkarmaya çalışmak. Bazen de ilk bakışta bir araya gelmeyecek gibi görünen malzemelerle yeni lezzetler keşfetmek.
Bir de ekip arkadaşlarımın yıllar içinde bana yakıştırdığı gurur verici bir lakap var: “Superman.”
Zaman içinde bu lakap benim için sahiplendiğim bir karaktere dönüştü. Masamda, evimde, arabamda hatta üzerimde mutlaka bir Superman figürüne rastlamak mümkün. Ama bunu daha çok kendime bir hatırlatma gibi görüyorum: Hayatın farklı anlarında hepimizin zaman zaman bir başkası için Superman olmasının ne kadar kıymetli olduğunu unutmamak için…
Bugün kariyerinizde hangi noktadasınız ve geleceğe nasıl bakıyorsunuz?
Bugün uluslararası ölçekte göz sağlığı alanında lider markalar arasında yer alan bir yapının Türkiye’deki oluşumunda kurucu ekip içinde yer almanın heyecanını yaşıyorum. Benim için bu süreç yalnızca bir organizasyon kurmak değil; aynı zamanda sağlık sektöründe pazarlamanın daha önce çok da denenmemiş yaklaşımlarını hayata geçirebileceğimiz bir alan yaratmak anlamına geliyor.
Geleceğe bakışım ise oldukça net: Bilimsel güveni merkeze alan, hekimlerle gerçek bilgi paylaşımına dayanan ve yaratıcı iletişim yaklaşımlarıyla desteklenen projeler üretmeye devam etmek. ⭐️






Comment here
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.