FARKINDALIKFİKİR LİDERLERİ DERGİSİİLAÇ ENDÜSTRİSİÖNE ÇIKAN HABERLERSOSYAL SORUMLULUK

Bir kez daha gördük ki; önemli olan, aksiyonların afetler yaşanmadan önce alınması

AstraZeneca Türkiye Kurumsal İlişkiler Direktörü Erdal Kiraz; “Deprem Gerçeği ve İlaç Endüstrisinin Gösterdiği Refleks, Aldığı Pozisyon” dosya konusu özelinde Şubat depremiyle birlikte AstraZeneca’nın bu konuda gerçekleştirdiği ve süregelen, planlanan faaliyetlerini Fikir Liderleri Dergisi ile paylaştı.
AstraZeneca Türkiye Kurumsal İlişkiler Direktörü Erdal Kiraz; “Deprem Gerçeği ve İlaç Endüstrisinin Gösterdiği Refleks, Aldığı Pozisyon” dosya konusu özelinde Şubat depremiyle birlikte AstraZeneca’nın bu konuda gerçekleştirdiği ve süregelen, planlanan faaliyetlerini Fikir Liderleri Dergisi ile paylaştı.

AstraZeneca Türkiye

Erdal Kiraz
AstraZeneca Türkiye Kurumsal İlişkiler Direktörü

“Hepimizi derinden üzen deprem süreci, şirketlerin ne kadar çevik olması gerektiğini ve şirketlere sadece maddi olarak değil manevi olarak da büyük sorumluluk düştüğünü bir kez daha gösterdi.”

AFET DURUMLARINDA KISA VADEDE YAPILAN YATIRIMLAR BİR NEVİ İLK YARDIM GÖREVİ GÖRÜYOR, ÖNEMLİ OLAN UZUN VADEDE MADDİ VE MANEVİ DESTEĞİ SÜRDÜRMEK. BU NEDENLE ŞİRKETLERE VE MARKALARA BÜYÜK İŞ DÜŞÜYOR. SADECE İLK YARDIMA KOŞAN MARKA OLMAK YERİNE DAHA UZUN VADELİ PLANLAR GELİŞTİRMEK, İŞ STRATEJİLERİNİ BUNA GÖRE ŞEKİLLENDİRMEK VE YALNIZCA “SEVİLEN” DEĞİL “GÜVENİLİR” MARKALAR OLMAK ÖNEM TAŞIYOR.

F. L: Sizi tanıyabilir miyiz? Kısa süre önce başlayan AstraZeneca göreviniz size neler hissettirdi?
ERDAL KİRAZ:
2004 yılında Marmara Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun oldum. 2006 yılında Westminster Üniversitesi Londra Diplomasi Akademisi’nde yüksek lisansımı tamamladım. Turkcell’de başlayan kariyerim, daha sonra The Coca-Cola Company ve Vodafone’da devam etti. Kurumsal ilişkiler alanında farklı görevler aldıktan sonra 2022 yılında AstraZeneca Türkiye’ye Kurumsal İlişkiler Direktörü olarak katıldım. AstraZeneca gibi bilimi temel alarak toplum sağlığının geliştirilmesinde rol oynayan bir şirkette görev aldığım için çok mutluyum. Yaptığımız işin gerçek anlamda insanların hayatına dokunması, onların hayatında pozitif anlamda fark yaratması işimin beni en çok etkileyen tarafı. Bu da elbette işimizi en iyi şekilde yapmak için beni ve tüm arkadaşlarımı daha da fazla motive ediyor.

Ülkemiz şubat ayında çok büyük bir bölgesel afet yaşadı. Resmi rakamlara göre 50 binin üzerinde insanımızı kaybettik ve çok zor düzelecek maddi, manevi yaralarımız var; tazeliğini uzun yıllar koruyacak. AstraZeneca olarak bölgeye yardım anlamında ilk andan itibaren hangi iş birlikleriyle nasıl reaksiyon gösterdiniz, kısaca anlatır mısınız? Bu felaket nedeniyle tüm halkımızın acısını derinden paylaştığımı ifade etmek isterim. AstraZeneca Türkiye olarak bizler de bu süreçte ilk günden beri elimizden gelen desteği sağlamaya devam ediyoruz. Sürecin ne kadar zorlu ve uzun vadeli olduğunun farkında olarak yardımlarımızın sürekliliğine özen gösteriyoruz. Felaketin yaşandığı dönemde yardım çalışmalarını desteklemek için toplam 1 milyon dolar destekte bulunduk, ayrıca dünya genelinde tüm AstraZeneca çalışanlarının katıldıkları bir bağış kampanyası oluşturduk. Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’nun Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği (AIFD) vasıtası ile gönderdiği ilaç ve tıbbi yardım taleplerini karşılamak üzere de depremden etkilenen bölgelere yaklaşık 2 milyon TL değerinde ilaç yardımı yaptık.

Toplumun sağlık ihtiyaçlarının karşılanmasının ötesinde belki de depremden en çok etkilenen çocuklar ve gençlere yönelik de orta ve uzun vadeli destekleri hayata geçirdik. Bu kapsamda depremlerden etkilenen üniversite öğrencilerinin eğitimine ve gelişimine katkıda bulunmak amacıyla AstraZeneca Eğitime Umut Fonu’nu hayata geçirdik. Türk Eğitim Vakfı (TEV) bünyesinde oluşturduğumuz bu fon ile vakıf tarafından belirlenen üniversite öğrencilerinin 4 yıllık eğitim masraflarını karşılıyoruz. Burslar okulu veya ailesi, Kahramanmaraş merkezli deprem felaketinin etkilediği 11 ilde olan afetzede öğrencileri kapsıyor. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı vesilesiyle bu fonun kapsamını genişleterek, AstraZeneca Türkiye çalışanlarının çocukları adına mevcut fona ek destekte bulunduk ve TEV tarafından deprem bölgesinde ihtiyaç sahibi olduğu belirlenen çocukların ilk öğretim ve lise eğitim hayatları boyunca eğitim-öğretim masraflarını üstlendik. Anneler Günü’nde Anne Çocuk Eğitim Vakfı’na (AÇEV) bağışta bulunarak vakfın, depremlerden etkilenen çocuklar, ebeveynler ve kadınlar için bölgede yürüttüğü çalışmalara destek verdik. Koruncuk Vakfı’nın “Koruncukköylerde Yaşam Desteği” projesi kapsamında, depremden etkilenen 20 kız çocuğunun eğitimini desteklemek için bağışta bulunduk. Tüm bunların yanı sıra, uzun vadede bölgede hangi ihtiyaçlara cevap verebileceğimize yönelik çalışmalarımız devam ediyor.

Yaşanan büyük depremin şirketler ve yöneticiler üzerinde yarattığı etki ve farkındalık düzeyi hakkında neler söyleyeceksiniz? Bu süreç şirketlerin ne kadar çevik olması gerektiğini ve şirketlere sadece maddi olarak değil manevi olarak da büyük sorumluluk düştüğünü bir kez daha gösterdi. Bu gibi afetlerde geleneksel yönetim tarzı ve bürokratik iletişim yerine hem çalışanlarımızın hem de toplumun samimiyetle yanında olduğumuzu onlara hissettirmenin çok değerli olduğuna inanıyorum. Çevik sistemlerle yönetilen çoğu kurumsal firmada liderler, ekip çalışmalarına sahada çalışanlarıyla katılıyor ve çalışanlarıyla birebir ilgileniyor. Dolayısıyla bu liderler çalışanların psikolojik durumlarını ve motive oldukları faktörleri de iyi gözlemleyebiliyor. Bu sayede en üst kademeden en alt kademeye tüm çalışanların birliktelik ruhunu hissettiği, birbirlerini daha iyi anladığı bir ortam yaratılmış oluyor. Bu ortamın da hem afet anında hem de sonrasında tüm şirket için pozitif sonuçlar doğurduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Diğer yandan, afet durumlarında kısa vadede yapılan yatırımlar bir nevi ilk yardım görevi görüyor, önemli olan uzun vadede maddi ve manevi desteği sürdürmek. Bu nedenle şirketlere ve markalara büyük iş düşüyor. Sadece ilk yardıma koşan marka olmak yerine daha uzun vadeli planlar geliştirmek, iş stratejilerini buna göre şekillendirmek ve yalnızca “sevilen” değil “güvenilir” markalar olmak önem taşıyor. Sürdürülebilir gelişmenin ancak bu yaklaşımla sağlanabileceğini düşünüyorum.

Öncelikle deprem bölgesindeki çalışanlarınız için neler yaptınız? Tüm çalışanlarınız için afetlerle ilgili özellikle farkındalık düzeylerine ve tabii ki yaşamlarına siz ne gibi yatırımlar yaptınız? Afetlerle ilgili bir eylem planınız ya da plan hazırlığınız var mı? Gelecekte olabilecek afetlere hazır hissediyor musunuz? Deprem- den etkilenen çalışma arkadaşlarımıza sağladığımız ek maddi desteklerin yanı sıra şirket kredi kartlarını temel ihtiyaçları için kullanma imkânı sunduk. Bulundukları ilden taşınmak isteyen arkadaşlarımıza taşınma desteği sağladık. “Çalışan Destek Hizmeti” dahilinde mevcut psikolojik destek hizmetimizin kapsamını genişlettik. Bu hizmetten yalnızca çalışma arkadaşlarımız değil birinci derece yakınları da faydalandı. Depremden etkilenen bölgelerdeki çalışma arkadaşlarımız 31 Mart tarihine kadar ücretli izinli sayıldı. Tedavi alanlarımızdaki boş pozisyonlar için öncelikli olarak deprem bölgesinde- ki arkadaşlarımız değerlendirildi.

Şirket olarak acil durum yardımları kadar karşı karşıya kalabileceğimiz risklerin öncelikle farkında olmak, sonrasında ise önlemlerimizi almak ve afetlerin yıkıcı etkisini en aza indirmek için hazırlıklı olmak da büyük önem taşıyor. Biz de afetlerle ilgili süregelen kurum içi çalışmalarımızın kapsamını bu vesileyle daha da geliştirdik.

Çalışanlarımızı ve ailelerini yaşanabilecek afetlere karşı hazırlıklı kılmak adına mevcuttaki acil durum eylem planımızı deprem özelinde tekrar ele alarak yeni ve daha kapsamlı bir “Deprem Acil Durum Eylem Planı” hazırlığına başladık. Bu çalışmamızı alanında uzman, dünyanın önde gelen bir danışmanlık firmasının da desteği ve üst düzey yöneticilerimizin aktif katılımı ile yakın zamanda tamamlamayı ve hayata geçirmeyi planlıyoruz.

Buna ek olarak çalışanlarımızı bilinçlendirmek için uzman isimlerin katılımı ile seminerler de düzenliyoruz. En son, Nasuh Mahruki ile “Deprem ve Afet Yönetimi Farkındalık ve Bilgilendirme” ve Prof. Dr. Ayşe Bilge Selçuk ile de “Afet ve Travmalar” seminerlerini düzenledik. Bu çalışmalarımız neticesinde bugün olası bir afete karşı kendimizi daha hazır hissettiğimizi söyleyebilirim. Burada önemli olan düzenli şekilde bu planların üzerinden geçip, değişen şartlara göre gerekli aksiyonları almak ve her gün bu seviyeyi koruyabilmek.

Ülkemizin önemli ilaç firmalarından AstraZeneca’nın kurumsal ilişkiler direktörü olarak; ilaç endüstrisi yöneticilerinden, akademisyen hekimlerden ve T. C. Sağlık Bakanlığı bürokratlarından oluşan okurlarımıza yaşadığımız büyük deprem özelinde aktarmak istediğiniz motivasyonel bir mesajınız var mı? Deprem başta çocuklar olmak üzere yetişkinlerde ve toplum genelinde derin izler bıraktı. Dünyanın dört bir yanından Türkiye için yapılan yardımlar ve destekler, insanlığın ortak değerlerde buluşabilmesinin mümkün olduğunu göstermesi açısından son derece anlamlıydı. Ancak şunu bir defa daha gördük ki önemli olan afetler yaşanmadan önce alınacak aksiyonlarla olası zararı en aza indirebilmek. Bunun için kamu ve özel sektörün bir arada, aynı hedef doğrultusunda hareket etmesi gerekiyor.

Tüm sektörlerde olduğu gibi deprem sağlık sektöründe de değişimleri beraberinde getirdi. Hem yöneticiler hem de kurum olarak bu süreci yönetirken her şeyden önce paydaşlarımız ile tek tek bir şey yapmak yerine birçok paydaşımız ile iş birliği içinde harekete geçmenin daha büyük fayda sağladığını gördük.

Sadece zorlu zamanlarda değil her zaman toplumun yanında yer almak, ihtiyaçların farkında olarak topluma katkıda bulunmak ve bunu yaparken de rekabet, ticari kaygılar gibi konuları bir kenara bırakmak gerektiğini düşünüyorum. Bu nedenle, AstraZeneca’nın toplumun faydasına olacak her çalışma, proje ve iş birliğinde üzerine düşeni yapmaya daima hazır olduğunu bir kez daha önemle vurgulamak isterim.


Fikir Liderleri Dergisinin tamamını okumak için; etik değerlerine, kanunlara ve uyum kurallarına sıkı sıkıya bağlı hareket eden Fikir Liderleri Dergisi’nin ücretsiz abonelik linkinden, önce kayıt olup sonra giriş yapabilir; aynı zamanda daha önce yayımlanmış tüm sayılarına da ulaşabilirsiniz.

Fikir Liderleri Dergisi yılda 4 sayı yayımlanıyor ve tamamı sadece hekimler ile sağlık profesyonellerine ve bürokratlarına ücretsiz ulaştırılıyor.

Yorum yaz