AŞIFARKINDALIKÖNE ÇIKANLARSAĞLIK

Sağlıkta Stratejik Gelecek: TAHUD’dan Yaşam Boyu Bağışıklama ile Toplumsal Dayanıklılık Çağrısı

Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği (TAHUD), bağışıklamayı yalnızca bir tıbbi uygulama değil, sağlık sistemlerinin sürdürülebilirliği ve ekonomik üretkenliğin korunması için kritik bir yatırım olarak konumlandırıyor. Bilgi kirliliği ve aşı tereddüdüne karşı “Yaşam Boyu Koruma” modelini stratejik bir kalkan olarak sunan TAHUD, RSV gibi sessiz tehditlere karşı aile hekimliği sistemini toplumsal güvenin ve koruyucu hekimliğin merkezine yerleştiriyor.

Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği (TAHUD), Bağışıklama Haftası kapsamında bağışıklamanın toplum sağlığının sürdürülebilirliği açısından taşıdığı kritik öneme dikkat çekti. Aşı tereddüdünün yarattığı riskler, yaşam boyu bağışıklama yaklaşımı ve aile hekimliğinin koruyucu sağlık hizmetlerindeki stratejik rolü ele alındı.

TAHUD Genel Başkanı Prof. Dr. Güzin Zeren Öztürk ve TAHUD Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Seçil Günher Arıca, hem Türkiye’deki güncel tabloyu hem de geleceğe yönelik ihtiyaçları değerlendirdi.

Son yıllarda artan yanlış bilgi ve güven sorunlarının toplumsal riskler yarattığına dikkat çeken uzmanlar, bağışıklamada yaşanacak her geri adımın geçmişte kontrol altına alınmış hastalıkların yeniden gündeme gelmesine yol açabileceğini vurguluyor.

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, 2024 yılında dünya genelinde 14,3 milyon bebek hiçbir aşıya ulaşamadı; yaklaşık 20 milyon bebek ise en az bir temel aşı dozunu kaçırdı. Bu tablo, yalnızca erişim sorununu değil, aynı zamanda bilgi kirliliği, güvensizlik ve aşı tereddüdünün küresel ölçekte önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ettiğini ortaya koyuyor.

“Yanlış Bilgiler Aşı Tereddüdünü Artırıyor, Yaşam Boyu Bağışıklama Hayati Önem Taşıyor”

Bilimsel gerçeklerden uzak bilgi akışı ve dezenformasyonun, toplum sağlığı açısından yeni risk alanları oluşturduğunu vurgulayan TAHUD Genel Başkanı Prof. Dr. Güzin Zeren Öztürk, Türkiye’de de bağışıklama konusunda farkındalığın daha da güçlendirilmesi gerektiğini belirtti. Bağışıklamanın yalnızca bireyleri değil, toplumun yarınını koruyan en güçlü yatırım olduğunun altını çizen Prof. Dr. Güzin Zeren Öztürk şunları söyledi: “Yakın dönem araştırmaları 18 yaş ve üzeri bireylerde aşı tereddüdünün arttığını gösteriyor. Bağışıklama yalnızca kişiyi korumaz, toplumun genel sağlığını, üretkenliğini ve geleceğini güvence altına alan güçlü bir halk sağlığı yaklaşımıdır. Üstelik artık bağışıklamayı çocukluk dönemiyle sınırlı değerlendiremeyiz. Günümüzde bebeklikten ileri yaşlara kadar herkesi kapsayan yaşam boyu bağışıklama yaklaşımı ile RSV, influenza, boğmaca, hepatit B, menenjit ve tetanoz gibi 30’dan fazla enfeksiyon ve ölümcül hastalığa karşı farklı yaş gruplarında korunmak mümkün”.

Risk gruplarına yönelik yeni nesil koruma çözümlerinin toplum sağlığını korurken sağlık sistemleri üzerindeki yükün azalmasına da katkı sağladığını söyleyen Prof. Dr. Güzin Zeren Öztürk, bu nedenle güvenilir bilgiye erişimin artmasının ve farkındalığın güçlenmesinin, toplum bağışıklığının sürdürülebilmesi açısından kritik önem taşıdığını vurguladı.

Bağışıklama Takviminin Modernizasyonu: Yaşam Boyu Koruma Yaklaşımı

Tıbbi yenilikler ve bilimsel gelişmeler, bağışıklama takvimlerinin sürekli olarak güncellenmesini zorunlu kılıyor. Bu doğrultuda modern bağışıklama yaklaşımı, yalnızca yeni aşıların eklenmesini değil, mevcut aşıların da daha geniş yaş gruplarına ve riskli popülasyonlara ulaştırılmasını kapsayan yaşam boyu koruma anlayışıyla şekilleniyor.

Yeni nesil aşı çözümleri özellikle bebekler, yaşlılar ve kronik hastalığı olan bireylerde ağır hastalık riskini ve hastaneye yatış oranlarını önemli ölçüde azaltarak toplumsal dayanıklılığa güçlü bir katkı sunuyor.

Bu yaklaşımı değerlendiren TAHUD Genel Başkanı Prof. Dr. Güzin Zeren Öztürk, “Bağışıklama takvimini artık statik bir yapı olarak değil, yaşamın tüm evrelerini kapsayan dinamik bir koruma sistemi olarak ele almalıyız. Bilimsel gelişmeler doğrultusunda yapılan her güncelleme, toplum sağlığını güçlendiren kritik bir adımdır” dedi.

“Aile hekimleri koruyucu sağlık hizmetlerinin merkezinde yer alıyor”

Aile hekimlerinin koruyucu sağlık hizmetlerinde ve bağışıklama bilinci oluşturulmasındaki kritik rolüne dikkat çeken TAHUD Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Seçil Günher Arıca ise sözlerine şöyle devam etti: “Bağışıklama, modern tıbbın en etkili ve en güçlü halk sağlığı araçlarından biridir. 200 yılı aşkın süredir uygulanan aşılama programları milyonlarca hayat kurtardı, geçmişte toplumları tehdit eden pek çok hastalığın kontrol altına alınmasında belirleyici rol oynadı. Çiçek hastalığının tamamen ortadan kaldırılması ve çocuk felcinin yok olma noktasına gelmesi, aşıların insanlık tarihindeki dönüştürücü etkisinin en somut örnekleri arasındadır. Ancak bugün yalnızca geçmiş başarıları konuşmak yeterli değil.”

“Bebeklerde sessiz tehdit RSV hâlâ bilinmiyor”

Solunum yolu enfeksiyonları başta olmak üzere yeni ve devam eden sağlık risklerine karşı farkındalığın acilen güçlendirilmesi gerektiğine de dikkat çeken Prof. Dr. Seçil Günher Arıca; “Özellikle bebekler açısından büyük tehdit oluşturan RSV virüsü, her yıl 5 yaş altı çocuklarda dünya genelinde 3,6 milyondan fazla hastaneye yatışa ve yaklaşık 100 bin ölüme neden oluyor. Buna rağmen ülkemizde yapılan araştırmalar, ailelerin %87’sinin RSV hakkında bilgi sahibi olmadığını ortaya koyuyor. Bu tablo, farkındalığın ve korunma bilincinin ne kadar önemli olduğunu açıkça gösteriyor. Bu nedenle aile hekimliği sistemi her zamankinden daha stratejik bir noktadadır. Aile hekimleri, bireylerin yaşam boyu sağlık yolculuğunda en yakın danışman noktasıdır. Düzenli takip, doğru yönlendirme, güven ilişkisi ve kişiye özel danışmanlık sayesinde bağışıklama başta olmak üzere koruyucu sağlık hizmetlerinde çok güçlü bir rol üstleniyoruz” dedi.

TAHUD, Bağışıklama Haftası kapsamında yaptığı değerlendirmelerde, bağışıklamanın yalnızca bireysel bir sağlık uygulaması değil, toplum sağlığını doğrudan etkileyen stratejik bir koruma alanı olduğuna dikkat çekti. Uzmanlar, bilimsel gelişmeler ışığında güçlendirilen bağışıklama yaklaşımlarının hem bulaşıcı hastalıkların yükünü azaltmada hem de sağlık sistemlerinin sürdürülebilirliğini desteklemede kritik rol oynadığını vurguladı. Ortak mesaj ise netti: Doğru bilgiye erişimin artırılması, güvenin güçlendirilmesi ve yaşam boyu bağışıklama yaklaşımının benimsenmesi, toplum sağlığının geleceği için vazgeçilmez bir öncelik olmaya devam ediyor.

Comment here